<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
	<channel>
		<title><![CDATA[Senai Demirci Fan Sitesi - Tüm Forumlar]]></title>
		<link>http://www.senaidemirci.biz/</link>
		<description><![CDATA[Senai Demirci Fan Sitesi - http://www.senaidemirci.biz]]></description>
		<pubDate>Fri, 12 Mar 2010 13:47:41 +0300</pubDate>
		<generator>MyBB</generator>
		<item>
			<title><![CDATA[YÂ MUHAMMED]]></title>
			<link>http://www.senaidemirci.biz/Y%C3%82-MUHAMMED</link>
			<pubDate>Fri, 12 Mar 2010 10:10:25 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.senaidemirci.biz/Y%C3%82-MUHAMMED</guid>
			<description><![CDATA[YÂ MUHAMMED <br />
<br />
İçimde bir pınar olsada,sana doğru aksa bugece.<br />
Sularda can bulsa kelimeler,<br />
Anlatmaya yetermi sana olan sevgiyi...<br />
Elimi yüreğime koyduğumda,adını andığımda<br />
YARADANLA benim aramda sana duyduğum sevgi.<br />
Sensin YARADANIN en güzel kullarından biri<br />
Sana benzemek ister Ümmetinin her eşi<br />
Sana Benzemek ister bütün huylar<br />
Senin İsminde Can bulur bütün kullar.<br />
Gönüllerin En Sevgilisine yazıyorum bugece<br />
En sevgiliye yazıyorum.<br />
Sana yazıyorum YÂ MUHAMMED SENİ SEVİYORUM...<br />
<br />
                                                                            Cansu ŞİŞMAN.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[YÂ MUHAMMED <br />
<br />
İçimde bir pınar olsada,sana doğru aksa bugece.<br />
Sularda can bulsa kelimeler,<br />
Anlatmaya yetermi sana olan sevgiyi...<br />
Elimi yüreğime koyduğumda,adını andığımda<br />
YARADANLA benim aramda sana duyduğum sevgi.<br />
Sensin YARADANIN en güzel kullarından biri<br />
Sana benzemek ister Ümmetinin her eşi<br />
Sana Benzemek ister bütün huylar<br />
Senin İsminde Can bulur bütün kullar.<br />
Gönüllerin En Sevgilisine yazıyorum bugece<br />
En sevgiliye yazıyorum.<br />
Sana yazıyorum YÂ MUHAMMED SENİ SEVİYORUM...<br />
<br />
                                                                            Cansu ŞİŞMAN.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Geriye kalan... Ah...]]></title>
			<link>http://www.senaidemirci.biz/Geriye-kalan-Ah</link>
			<pubDate>Fri, 12 Mar 2010 02:55:52 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.senaidemirci.biz/Geriye-kalan-Ah</guid>
			<description><![CDATA[<img class="postimage" src="http://img689.imageshack.us/img689/4223/dsc0279j.jpg" border="0" alt="[Resim: dsc0279j.jpg&#93;" /><br />
<br />
<object codebase="http://fpdownload.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=7,0,0,0" classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" align="middle" height="27" width="400"><br />
    <param name="Movie" value="http://www.google.com/reader/ui/3247397568-audio-player.swf?audioUrl=http://ozaydemir.biz/MP3/omar/Omer_Faruk_TekbiLek_Magic_Of_The_Evening.mp3">
    <param name="Src" value="http://www.google.com/reader/ui/3247397568-audio-player.swf?audioUrl=http://ozaydemir.biz/MP3/omar/Omer_Faruk_TekbiLek_Magic_Of_The_Evening.mp3">
    <param name="Quality" value="High">
    <param name="AllowScriptAccess" value="never">
    <embed type="application/x-shockwave-flash" src="http://www.google.com/reader/ui/3247397568-audio-player.swf?audioUrl=http://ozaydemir.biz/MP3/omar/Omer_Faruk_TekbiLek_Magic_Of_The_Evening.mp3" allowscriptaccess="never" quality="best" bgcolor="#ffffff" flashvars="playerMode=embedded" pluginspage="http://www.macromedia.com/go/getflashplayer" height="27" width="400"></object><br />
<br />
<div style="text-align: center;"><span style="font-style: italic;"><span style="color: #696969;">Ah! Beni bitiren bir âh kopuyor içimden...<br />
Ah'larıma sebep sen mi olacaktın babacığım?<br />
Ah'ım seni yeterince öpmeyen dudaklarıma...<br />
Ah'ım seni okşamayan ellerime...<br />
Ah'ım sana olan sevgimi yeterince göstermeyen gözlerime...<br />
Ah'ım sana ulaşmaya çalışmayan ayaklarıma...<br />
<br />
Seni çok kırdım, çok üzdüm, çok incittim<br />
ama biliyormusun babacığım<br />
ben seni sevmek'ten hiç ama hiç vazgeçmedim.<br />
Senden bana miras kalan bir BEN, bir Kur'an'ım, bir namazım<br />
ve birde yanağınla dudaklarım arasından emanet Sahibine ruhunu teslim edişindir.<br />
<br />
Namazını kılmayana, Kur'an'ı öğrettiğim halde okumayana hakkım helal değildir derdin.<br />
ELHAMDÜLİLLAHİRABBİLALEMİN namazımıda kılıyorum, Kur'an'ımıda okuyorum,<br />
hakkın helal midir babacığım?<br />
Ince sızılarımla birlikte o koca sevgimi sunuyorum sana...<br />
<br />
Her evden çıkışımda öğrettiğin o dua'yı,<br />
ebedi yolculuğunda söylemeyi unutma;<br />
Rabbi yessir ve la tuassir, Rabbi temmim bil HAYR...<br />
<br />
Ey dua'lara icabet eden güzeller güzeli Sahibim;<br />
öksüzlüğüm'le ve artık yetimliğim'le bu dua'larımı kabul eyle,<br />
babacığımın çektiklerini günahlarına keffaret eyle,<br />
yaptığı HAYYırları, insanlara olan faydalarını ona kalkan eyle,<br />
kabrini genişlet, sorgu meleklerinin  suallerine kolaylıkla cevap verebilmesini nasib eyle...<br />
Babacığımı cennetle nasiblenenlerden eyle,<br />
onu Efendimiz (s.a.v.)'e komşu eyle,<br />
onun her iki sevdiğiyle kavuşabilmeyi nasib eyle.<br />
<br />
Ey Vedud!!!<br />
ben babacığımı çok seviyorum, Sende sev,<br />
ben ondan razıyım Sende razı ol... ne olur...<br />
Babacığım canımın da içinde canan gibi canımsın<br />
Seni çok seviyorum...<br />
<br />
Laz_incin<br />
On_birincin<br />
Son_incin<br />
<br />
16/05/2009</span></span></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<img class="postimage" src="http://img689.imageshack.us/img689/4223/dsc0279j.jpg" border="0" alt="[Resim: dsc0279j.jpg]" /><br />
<br />
<object codebase="http://fpdownload.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=7,0,0,0" classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" align="middle" height="27" width="400"><br />
    <param name="Movie" value="http://www.google.com/reader/ui/3247397568-audio-player.swf?audioUrl=http://ozaydemir.biz/MP3/omar/Omer_Faruk_TekbiLek_Magic_Of_The_Evening.mp3">
    <param name="Src" value="http://www.google.com/reader/ui/3247397568-audio-player.swf?audioUrl=http://ozaydemir.biz/MP3/omar/Omer_Faruk_TekbiLek_Magic_Of_The_Evening.mp3">
    <param name="Quality" value="High">
    <param name="AllowScriptAccess" value="never">
    <embed type="application/x-shockwave-flash" src="http://www.google.com/reader/ui/3247397568-audio-player.swf?audioUrl=http://ozaydemir.biz/MP3/omar/Omer_Faruk_TekbiLek_Magic_Of_The_Evening.mp3" allowscriptaccess="never" quality="best" bgcolor="#ffffff" flashvars="playerMode=embedded" pluginspage="http://www.macromedia.com/go/getflashplayer" height="27" width="400"></object><br />
<br />
<div style="text-align: center;"><span style="font-style: italic;"><span style="color: #696969;">Ah! Beni bitiren bir âh kopuyor içimden...<br />
Ah'larıma sebep sen mi olacaktın babacığım?<br />
Ah'ım seni yeterince öpmeyen dudaklarıma...<br />
Ah'ım seni okşamayan ellerime...<br />
Ah'ım sana olan sevgimi yeterince göstermeyen gözlerime...<br />
Ah'ım sana ulaşmaya çalışmayan ayaklarıma...<br />
<br />
Seni çok kırdım, çok üzdüm, çok incittim<br />
ama biliyormusun babacığım<br />
ben seni sevmek'ten hiç ama hiç vazgeçmedim.<br />
Senden bana miras kalan bir BEN, bir Kur'an'ım, bir namazım<br />
ve birde yanağınla dudaklarım arasından emanet Sahibine ruhunu teslim edişindir.<br />
<br />
Namazını kılmayana, Kur'an'ı öğrettiğim halde okumayana hakkım helal değildir derdin.<br />
ELHAMDÜLİLLAHİRABBİLALEMİN namazımıda kılıyorum, Kur'an'ımıda okuyorum,<br />
hakkın helal midir babacığım?<br />
Ince sızılarımla birlikte o koca sevgimi sunuyorum sana...<br />
<br />
Her evden çıkışımda öğrettiğin o dua'yı,<br />
ebedi yolculuğunda söylemeyi unutma;<br />
Rabbi yessir ve la tuassir, Rabbi temmim bil HAYR...<br />
<br />
Ey dua'lara icabet eden güzeller güzeli Sahibim;<br />
öksüzlüğüm'le ve artık yetimliğim'le bu dua'larımı kabul eyle,<br />
babacığımın çektiklerini günahlarına keffaret eyle,<br />
yaptığı HAYYırları, insanlara olan faydalarını ona kalkan eyle,<br />
kabrini genişlet, sorgu meleklerinin  suallerine kolaylıkla cevap verebilmesini nasib eyle...<br />
Babacığımı cennetle nasiblenenlerden eyle,<br />
onu Efendimiz (s.a.v.)'e komşu eyle,<br />
onun her iki sevdiğiyle kavuşabilmeyi nasib eyle.<br />
<br />
Ey Vedud!!!<br />
ben babacığımı çok seviyorum, Sende sev,<br />
ben ondan razıyım Sende razı ol... ne olur...<br />
Babacığım canımın da içinde canan gibi canımsın<br />
Seni çok seviyorum...<br />
<br />
Laz_incin<br />
On_birincin<br />
Son_incin<br />
<br />
16/05/2009</span></span></div>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Meleğimeee!!!]]></title>
			<link>http://www.senaidemirci.biz/Melegimeee</link>
			<pubDate>Fri, 12 Mar 2010 00:23:33 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.senaidemirci.biz/Melegimeee</guid>
			<description><![CDATA[Aklımdan yüreğime, yüreğimden gözlerime yansıyan parçam.Gözlerimden dökülen bu yaşalar senin için... görüyormusun bilmem ama ben seni görmeyi çok isterdim. Çünkü her geçen gün dahada büyüyor özlemim.Solyanımda çare bulunmaz bir ağrı . bir ok gibi saplanmış adeta. sensiz geçen 48gün . yüreğimin kanadğı 48,gün ........<br />
     Acaba sende özledinmi ablanı . Şu an efndimiz (s.a.v) ile berabersin kim bilir? O'na bizden bahsediyormusun meleğim.<br />
     Sana yazabilmek içimi dökmek azda olsa rahatlamak için açtım bu sayfayı ama görüyorsun ki bunuda beceremiyorum . Kalemim zayıf ama yüreğimle hitap ediyorum ben sana <br />
48 gün değil 48 yıl dahi geçse hala ilk günki yerindesin .<br />
     Biliyorum güllerin  efendisiylesin benim efendim (s.a.v) ilesin özlediğim kadarda kıskandım meleğim. Senin vuslatın  düğünün oldu inşallah bizde salih amellerle yüzümüz ak geliriz yanınıza meleğim ağlayarak yazdım belki saçmaladım toparlayamadım cümleleri ama ilk günki yerindesin solyanımda yaşıyorsun seni seviyorum.....<br />
        <br />
      EY RABBİM lutfunda hoş kahrında hoş inna lillahi ve innna ileyhi raciun hiç şüphesiz sevgilerin en yücesini hak eden rabbim bizlere bana merhamet et EY Rahimm sana layık kul efendimiz(sav) 'e layık ümmet olamayı nasip eylee.... AMİN AMİN ELFU ELFU AMİNNN]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Aklımdan yüreğime, yüreğimden gözlerime yansıyan parçam.Gözlerimden dökülen bu yaşalar senin için... görüyormusun bilmem ama ben seni görmeyi çok isterdim. Çünkü her geçen gün dahada büyüyor özlemim.Solyanımda çare bulunmaz bir ağrı . bir ok gibi saplanmış adeta. sensiz geçen 48gün . yüreğimin kanadğı 48,gün ........<br />
     Acaba sende özledinmi ablanı . Şu an efndimiz (s.a.v) ile berabersin kim bilir? O'na bizden bahsediyormusun meleğim.<br />
     Sana yazabilmek içimi dökmek azda olsa rahatlamak için açtım bu sayfayı ama görüyorsun ki bunuda beceremiyorum . Kalemim zayıf ama yüreğimle hitap ediyorum ben sana <br />
48 gün değil 48 yıl dahi geçse hala ilk günki yerindesin .<br />
     Biliyorum güllerin  efendisiylesin benim efendim (s.a.v) ilesin özlediğim kadarda kıskandım meleğim. Senin vuslatın  düğünün oldu inşallah bizde salih amellerle yüzümüz ak geliriz yanınıza meleğim ağlayarak yazdım belki saçmaladım toparlayamadım cümleleri ama ilk günki yerindesin solyanımda yaşıyorsun seni seviyorum.....<br />
        <br />
      EY RABBİM lutfunda hoş kahrında hoş inna lillahi ve innna ileyhi raciun hiç şüphesiz sevgilerin en yücesini hak eden rabbim bizlere bana merhamet et EY Rahimm sana layık kul efendimiz(sav) 'e layık ümmet olamayı nasip eylee.... AMİN AMİN ELFU ELFU AMİNNN]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Yürekten Kalem ile...]]></title>
			<link>http://www.senaidemirci.biz/Yurekten-Kalem-ile</link>
			<pubDate>Thu, 11 Mar 2010 21:21:56 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.senaidemirci.biz/Yurekten-Kalem-ile</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-style: italic;"><div style="text-align: center;"><span style="font-family: Trebuchet MS;"><span style="color: #006400;"><br />
<img class="postimage" src="http://sehervakti.files.wordpress.com/2007/12/allah.jpg" border="0" alt="[Resim: allah.jpg&#93;" /><br />
<br />
Duadır elimden gelen, Sana sunduğum...<br />
Yeisi yakıştıramadığımdandır umudum.<br />
Sana uzayan yollar mı gelip-geçtiğim?<br />
Yoksa... aldanış mı?<br />
Yoksa... Aldatış mı?<br />
Niyetimde saklıdır; emelim, gizlim...<br />
Halis olan yüreğimden geçenlerdir.(!)<br />
Kilit vurdum mahzenime...<br />
Anahtarı Sendedir.</span><span style="color: #696969;"><br />
<br />
emine ikra- 04.01.2010</span></span></div></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-style: italic;"><div style="text-align: center;"><span style="font-family: Trebuchet MS;"><span style="color: #006400;"><br />
<img class="postimage" src="http://sehervakti.files.wordpress.com/2007/12/allah.jpg" border="0" alt="[Resim: allah.jpg]" /><br />
<br />
Duadır elimden gelen, Sana sunduğum...<br />
Yeisi yakıştıramadığımdandır umudum.<br />
Sana uzayan yollar mı gelip-geçtiğim?<br />
Yoksa... aldanış mı?<br />
Yoksa... Aldatış mı?<br />
Niyetimde saklıdır; emelim, gizlim...<br />
Halis olan yüreğimden geçenlerdir.(!)<br />
Kilit vurdum mahzenime...<br />
Anahtarı Sendedir.</span><span style="color: #696969;"><br />
<br />
emine ikra- 04.01.2010</span></span></div></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Ateist kapıyı nasıl çalar :)))]]></title>
			<link>http://www.senaidemirci.biz/Ateist-kapiyi-nasil-calar</link>
			<pubDate>Thu, 11 Mar 2010 19:57:41 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.senaidemirci.biz/Ateist-kapiyi-nasil-calar</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: center;"><span style="color: #800000;"><span style="font-size: large;"><span style="font-weight: bold;">DİN - DEN - DÖN<br />
<br />
<img class="postimage" src="http://www.senaidemirci.biz/images/smilies/smile.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="Smile" title="Smile" /><img class="postimage" src="http://www.senaidemirci.biz/images/smilies/smile.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="Smile" title="Smile" /><img class="postimage" src="http://www.senaidemirci.biz/images/smilies/smile.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="Smile" title="Smile" /></span></span></span></div>
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;"><span style="color: #800000;"><span style="font-size: large;"><span style="font-weight: bold;">DİN - DEN - DÖN<br />
<br />
<img class="postimage" src="http://www.senaidemirci.biz/images/smilies/smile.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="Smile" title="Smile" /><img class="postimage" src="http://www.senaidemirci.biz/images/smilies/smile.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="Smile" title="Smile" /><img class="postimage" src="http://www.senaidemirci.biz/images/smilies/smile.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="Smile" title="Smile" /></span></span></span></div>
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Risale-i Nur niye "tefsir" değildir?]]></title>
			<link>http://www.senaidemirci.biz/Risale-i-Nur-niye-tefsir-degildir</link>
			<pubDate>Thu, 11 Mar 2010 19:54:17 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.senaidemirci.biz/Risale-i-Nur-niye-tefsir-degildir</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-family: Trebuchet MS;"><div style="text-align: center;"><span style="font-weight: bold;">Risale-i Nur niye "tefsir" değildir?<br />
<br />
Tefsir, teknik bir deyim. Ayetleri önünüze koyarsınız, öncesi ile sonrasıyla nasıl bir irtibatı olduğunu, ne demeye geldiğini, nasıl indirildiğini vs. anlatırsınız. Bu konuda, Risale-i Nur müellifi zaten bir çalışma yapmıştır. Hem de savaş sırasında, hem de at sırtında, hem de ana dilinde de değil, bir tefsirin olması gereken dilde, kendi dilinin yatağında "Arapça", hem de hiç emsali olmayan bir duyarlılıkla ve tutarlılıkla... Söz konusu tefsir, İşarât'ül İ'caz,  Bakara Sûresi'nin 32. ayetinin eşiğinde durmuştur. Bilahare Türkçe'ye de çevrilmiş, Arapçası da daha sade bir Arapça'yla yeniden aktarılmıştır. Yani, Said Nursî, bildiğimiz anlamda "teknik tefsir" yazamayacak biri değildir.<br />
<br />
Peki ama Risale-i Nur nedir? Doğru, üstad da bizzat "tefsir"dir diyor ama.. Bence bu Risale-i Nur'u en azından beklenen, bilinen, sevilen tefsir geleneğinin içinde de bir yeri olduğuna dair bir hatırlatmadan ibarettir.<br />
<br />
Risale-i Nur "tefsir" değildir, "tefsir ötesi"dir...(Bu cümleyi, taassuptan azade söylediğimi gayet iyi biliyorum; Said Nursî takıntım da yok; öyle ki başka bir isim daha Risale-i Nur adı altında yeni metinler yazsaydı, seve seve okurdum. Bir fart-ı muhabbet de değildir bu; çünkü Said Nursî'ye dair değil eserine dair yazıyorum. Ancak, Nur talebeleri olarak bizi eleştirenlerin de hiç olmazsa bakışlarını anlayışla karşılamak gerek. Risale-i Nur, Kur'ân'ı yaşamak içindir, vahyin diri nefesini solumak için okunur. Risale, Risale okumak için okunmaz. Bu yüzden, Nur talebeleri de en az bir başkası kadar okudukların tekrarlayan, okuduklarını okumaya çağıran değil, okuduklarıyla Kur'ânla tanışan, yaşıyan ve Kur'ân'a Risale üzerinden muhatap olma heyecanını taşıran, taşıyan biri olana kadar bu iğneleyici eleştirileri hak vermesek de, anlayışla karşılamak zorundayız.)<br />
<br />
 <br />
<br />
 <br />
<br />
Risale-i Nur'un Kur'ân'la irtibatı "bilgi"sel/"informatik" değildir. Yani dışarıdan bakmaz vahye.. Ayeti çerçevelenmiş bir nesne olarak önümüze koymaz. Bu tür bir bakışın, bizim meslekteki (tıp) karşılığı "in vitro" yani canlı dokuya tüpte bakmaktır.. Oysa, asıl doku kendi ortamında tanınır; yani "in vivo" olarak.  Risale-i Nur bizi Kur'an'a muhatap ederken, "vahyin içine" koyar. Ayetin nabzını dışarıdan tutturmaz bize, bizi ayetin kalbinde tutar, odacıklarına sokar, varlığımızı ayetin nabzı eyler. Çerçevelemez ayeti, bizi, aklımızı, düşünme biçimimizi ayetin tablosu içine koyar. <br />
O yüzden kışkırtıcı bir soru sorarım özellikle kendi meslektaşlarıma (ve tabii diğerlerine de): "Sen hiç kan gördün mü?" Cevap pat diye gelir; "Evet!" Oysa, görmemişlerdir, göremezler de, göremeyecekler de.. Şimdiye kadar gördükleri kan hep "tüp içinde" oldu, hep "damar dışı"na akmıştı.. Tüp içindeki kan,<br />
<br />
(1) ölüdür ya da ölmek üzeredir,<br />
<br />
(2) hareket etmez, tortulaşmak üzeredir,<br />
<br />
(3) kalbe uğrayamaz, tüp içinde hapistir,<br />
<br />
(4) soğuktur ya da soğumak üzeredir,<br />
<br />
(5) basıncı yoktur; donup kalmıştır,<br />
<br />
(6) pıhtılaşmıştır ya da pıhtılaşmak üzeredir; akışını kaybetmiştir,<br />
<br />
(7) az sonra katısı sıvısından ayrışacak çökelecektir; rengini kaybetmiştir ya da kaybedecektir.<br />
<br />
Oysa damardaki kan, (1) canlıdır hem de her damlasında binlerce can vardır, <br />
<br />
(2) hareketlidir, hem de her noktasında binlerce hücrenin sürekli ve anlamlı bir dansı vardır,<br />
<br />
(3) kalbe uğrar, nefes alır, nefes verir, canla irtibatı sürmektedir, canlıdır, canlandırır da,<br />
<br />
(4) sımsıcaktır; her dokunduğu yere "bahar" gelir, vardığı her hücrede can tazelenir,<br />
<br />
(5) basıncı vardır, ne az ne fazla.. hep dengede hep ahenk içindedir,<br />
<br />
(6) akışkandır; pıhtılaşmayacak kadar seyreltik (diluted) damar dışına çıkmayacak kadar da kıvamlı (concentrated) akar her anda her mekanda,<br />
<br />
(8) rengi hep tazedir, hep canlıdır, kan kırmızı bir dirilik içindedir..<br />
<br />
Peki, bunca tıbbî ders ne anlama geliyor? Kur'ân ayetleri "damar içi kan" gibi canlı, hareketli, kalbe dokunan, neşeli bir akışkanlık içinde, sımsıcak temaslar sunan, akleden kalbi iten bir basınçla kıpırdayan, asla donmayacak, hiç pıhtılaşmamış,  kıpkırmızı kan renginde bir tecelligâhtır. <br />
<br />
İşte Risale-i Nur bizi vahiyle tanıştırırken tüpe koymaz ayeti, bizi damar içine sokar... <br />
<br />
O "kan kırmızısı" kapakların içinde sürekli bir hayat ırmağı akar, bizi de içine katar.<br />
<br />
 <br />
<br />
Deepnot:Ne garip ki, Üstad, "tefsir" olarak yazdığı İşârat'ül İ'caz'ın en son sayfasındaki son ayetin tefsiri için Risale-i Nur'un yazdırıldığını fark eder. Yani, milyonlarca Nur talebesi onlarca yıldır milyonlarca sayfalık dersleri sırf Bakara'nın 32. ayetini anlamak için okuyorlar... O ayet de ne diyor? "Subhansın Sen Allah'ım, biz bilmeyiz..."  "Tefsir" "bilmek" içindir; "bildirmek" için okunur; ama biz Risale-i Nur'u "biz bilmeyiz" demek için okuyoruz... "Bilmediğini bilmek" gibi eşsiz bir edep elbisesini giyebilmek ümidiyle bu dergâhın rahlesine diz çöküyoruz.<br />
</span></div></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-family: Trebuchet MS;"><div style="text-align: center;"><span style="font-weight: bold;">Risale-i Nur niye "tefsir" değildir?<br />
<br />
Tefsir, teknik bir deyim. Ayetleri önünüze koyarsınız, öncesi ile sonrasıyla nasıl bir irtibatı olduğunu, ne demeye geldiğini, nasıl indirildiğini vs. anlatırsınız. Bu konuda, Risale-i Nur müellifi zaten bir çalışma yapmıştır. Hem de savaş sırasında, hem de at sırtında, hem de ana dilinde de değil, bir tefsirin olması gereken dilde, kendi dilinin yatağında "Arapça", hem de hiç emsali olmayan bir duyarlılıkla ve tutarlılıkla... Söz konusu tefsir, İşarât'ül İ'caz,  Bakara Sûresi'nin 32. ayetinin eşiğinde durmuştur. Bilahare Türkçe'ye de çevrilmiş, Arapçası da daha sade bir Arapça'yla yeniden aktarılmıştır. Yani, Said Nursî, bildiğimiz anlamda "teknik tefsir" yazamayacak biri değildir.<br />
<br />
Peki ama Risale-i Nur nedir? Doğru, üstad da bizzat "tefsir"dir diyor ama.. Bence bu Risale-i Nur'u en azından beklenen, bilinen, sevilen tefsir geleneğinin içinde de bir yeri olduğuna dair bir hatırlatmadan ibarettir.<br />
<br />
Risale-i Nur "tefsir" değildir, "tefsir ötesi"dir...(Bu cümleyi, taassuptan azade söylediğimi gayet iyi biliyorum; Said Nursî takıntım da yok; öyle ki başka bir isim daha Risale-i Nur adı altında yeni metinler yazsaydı, seve seve okurdum. Bir fart-ı muhabbet de değildir bu; çünkü Said Nursî'ye dair değil eserine dair yazıyorum. Ancak, Nur talebeleri olarak bizi eleştirenlerin de hiç olmazsa bakışlarını anlayışla karşılamak gerek. Risale-i Nur, Kur'ân'ı yaşamak içindir, vahyin diri nefesini solumak için okunur. Risale, Risale okumak için okunmaz. Bu yüzden, Nur talebeleri de en az bir başkası kadar okudukların tekrarlayan, okuduklarını okumaya çağıran değil, okuduklarıyla Kur'ânla tanışan, yaşıyan ve Kur'ân'a Risale üzerinden muhatap olma heyecanını taşıran, taşıyan biri olana kadar bu iğneleyici eleştirileri hak vermesek de, anlayışla karşılamak zorundayız.)<br />
<br />
 <br />
<br />
 <br />
<br />
Risale-i Nur'un Kur'ân'la irtibatı "bilgi"sel/"informatik" değildir. Yani dışarıdan bakmaz vahye.. Ayeti çerçevelenmiş bir nesne olarak önümüze koymaz. Bu tür bir bakışın, bizim meslekteki (tıp) karşılığı "in vitro" yani canlı dokuya tüpte bakmaktır.. Oysa, asıl doku kendi ortamında tanınır; yani "in vivo" olarak.  Risale-i Nur bizi Kur'an'a muhatap ederken, "vahyin içine" koyar. Ayetin nabzını dışarıdan tutturmaz bize, bizi ayetin kalbinde tutar, odacıklarına sokar, varlığımızı ayetin nabzı eyler. Çerçevelemez ayeti, bizi, aklımızı, düşünme biçimimizi ayetin tablosu içine koyar. <br />
O yüzden kışkırtıcı bir soru sorarım özellikle kendi meslektaşlarıma (ve tabii diğerlerine de): "Sen hiç kan gördün mü?" Cevap pat diye gelir; "Evet!" Oysa, görmemişlerdir, göremezler de, göremeyecekler de.. Şimdiye kadar gördükleri kan hep "tüp içinde" oldu, hep "damar dışı"na akmıştı.. Tüp içindeki kan,<br />
<br />
(1) ölüdür ya da ölmek üzeredir,<br />
<br />
(2) hareket etmez, tortulaşmak üzeredir,<br />
<br />
(3) kalbe uğrayamaz, tüp içinde hapistir,<br />
<br />
(4) soğuktur ya da soğumak üzeredir,<br />
<br />
(5) basıncı yoktur; donup kalmıştır,<br />
<br />
(6) pıhtılaşmıştır ya da pıhtılaşmak üzeredir; akışını kaybetmiştir,<br />
<br />
(7) az sonra katısı sıvısından ayrışacak çökelecektir; rengini kaybetmiştir ya da kaybedecektir.<br />
<br />
Oysa damardaki kan, (1) canlıdır hem de her damlasında binlerce can vardır, <br />
<br />
(2) hareketlidir, hem de her noktasında binlerce hücrenin sürekli ve anlamlı bir dansı vardır,<br />
<br />
(3) kalbe uğrar, nefes alır, nefes verir, canla irtibatı sürmektedir, canlıdır, canlandırır da,<br />
<br />
(4) sımsıcaktır; her dokunduğu yere "bahar" gelir, vardığı her hücrede can tazelenir,<br />
<br />
(5) basıncı vardır, ne az ne fazla.. hep dengede hep ahenk içindedir,<br />
<br />
(6) akışkandır; pıhtılaşmayacak kadar seyreltik (diluted) damar dışına çıkmayacak kadar da kıvamlı (concentrated) akar her anda her mekanda,<br />
<br />
(8) rengi hep tazedir, hep canlıdır, kan kırmızı bir dirilik içindedir..<br />
<br />
Peki, bunca tıbbî ders ne anlama geliyor? Kur'ân ayetleri "damar içi kan" gibi canlı, hareketli, kalbe dokunan, neşeli bir akışkanlık içinde, sımsıcak temaslar sunan, akleden kalbi iten bir basınçla kıpırdayan, asla donmayacak, hiç pıhtılaşmamış,  kıpkırmızı kan renginde bir tecelligâhtır. <br />
<br />
İşte Risale-i Nur bizi vahiyle tanıştırırken tüpe koymaz ayeti, bizi damar içine sokar... <br />
<br />
O "kan kırmızısı" kapakların içinde sürekli bir hayat ırmağı akar, bizi de içine katar.<br />
<br />
 <br />
<br />
Deepnot:Ne garip ki, Üstad, "tefsir" olarak yazdığı İşârat'ül İ'caz'ın en son sayfasındaki son ayetin tefsiri için Risale-i Nur'un yazdırıldığını fark eder. Yani, milyonlarca Nur talebesi onlarca yıldır milyonlarca sayfalık dersleri sırf Bakara'nın 32. ayetini anlamak için okuyorlar... O ayet de ne diyor? "Subhansın Sen Allah'ım, biz bilmeyiz..."  "Tefsir" "bilmek" içindir; "bildirmek" için okunur; ama biz Risale-i Nur'u "biz bilmeyiz" demek için okuyoruz... "Bilmediğini bilmek" gibi eşsiz bir edep elbisesini giyebilmek ümidiyle bu dergâhın rahlesine diz çöküyoruz.<br />
</span></div></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Allah ismi...]]></title>
			<link>http://www.senaidemirci.biz/Allah-ismi</link>
			<pubDate>Thu, 11 Mar 2010 19:52:03 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.senaidemirci.biz/Allah-ismi</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: center;"><img class="postimage" src="http://i1003.hizliresim.com/2010/3/9/5107.jpg" border="0" alt="[Resim: 5107.jpg&#93;" /></div>
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;"><span style="font-family: Trebuchet MS;"><span style="font-weight: bold;"><span style="font-style: italic;"><div style="text-align: center;">Allah ismi <span style="color: #FF0000;">elif</span> ile başlar <span style="color: #FF0000;">he</span> ile biter..<br />
<br />
<br />
Yani, <span style="color: #FF0000;">dilde</span> başlar, <span style="color: #FF0000;">ciğerde</span> biter..<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
M.İslamoğlu</div></span></span></span></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;"><img class="postimage" src="http://i1003.hizliresim.com/2010/3/9/5107.jpg" border="0" alt="[Resim: 5107.jpg]" /></div>
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;"><span style="font-family: Trebuchet MS;"><span style="font-weight: bold;"><span style="font-style: italic;"><div style="text-align: center;">Allah ismi <span style="color: #FF0000;">elif</span> ile başlar <span style="color: #FF0000;">he</span> ile biter..<br />
<br />
<br />
Yani, <span style="color: #FF0000;">dilde</span> başlar, <span style="color: #FF0000;">ciğerde</span> biter..<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
M.İslamoğlu</div></span></span></span></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Yaşlılığa Karşı Dua -Esra Elönü]]></title>
			<link>http://www.senaidemirci.biz/Yasliliga-Karsi-Dua-Esra-Elonu</link>
			<pubDate>Thu, 11 Mar 2010 12:48:23 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.senaidemirci.biz/Yasliliga-Karsi-Dua-Esra-Elonu</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-family: Trebuchet MS;"><div style="text-align: center;"><span style="font-weight: bold;"><br />
<a href="http://urlal.com/dqqf" target="_blank"><img class="postimage" src="http://i1003.hizliresim.com/2010/3/11/2449.jpg" border="0" alt="[Resim: 2449.jpg&#93;" /></a><br />
Yaşlılığa Karşı Dua -Esra Elönü<br />
<br />
<br />
Allah yüzüne kırışınca da bakar!<br />
<br />
Rabbim yüzümüzdeki tonlarca ifadenin sahibi sensin! Bizi senin verdiğin yüze karşı yüzsüz kılma! Biz seni not aldık sen bize kitap verdin, biz seni erteledik sen bizi daim kıldın! Biz belimizi büken secdene karşı bileğimizi büken mevkileri rütbeleri tercih ettik, ölülerimiz toprakta manşet oldu, dirilerimiz meleklerine hesap numarası verip küsuratlı cüzdan ağırlığınca cennetine talip oldu, şerefimizin cenazesi çoktan kaldırıldı ve biz bize kalan boşluğu bile sahiplendik.<br />
<br />
Sen sahipsizliğimizin sahibisin, bizi saçımızdaki değil kalbimizdeki akları gördüğümüzde sana yaklaştır, bizi yaşımızın geçkinliğinden değil başımızın eğikliğinden utandır! Bizi günahın cahili kıl biliriz ki büyük laflar senindir! Biliriz ki en kıdemlimizin mekânı gökdelense bile kibrinin ayağı çukurdadır! Biliriz ki kime ah olduysak ve kimin ahını aldıysak zirvedeyken yerle biriz.<br />
<br />
Biliriz ki hançer yiyenin tokluğu düşmanın açlığını yatıştırmaz! Biliriz ki iyinin adını bile kötüler eskitir! Biliriz ki yüzümüze gülenler şeytanın esprisiyle ağlar, bizi Dünyanın kıdemlisi ölümün acemisi kılma! Bizim şaşkınlığımız kötülerin alışkanlığı olmasın!<br />
<br />
Yüzümüzdeki kırışıklığa yalanlar süren adamların haysiyetlerindeki kırışıklıkla bizi imtihan etme! Kalbimizi yüreksizlerle tartma!<br />
<br />
Camilerine müşteri gibi girenlerin sattığı dine karşı bizi alıcı kılma! Biliriz ki en büyük devrimci peygamberdir onun komutanlığından paşa paşa geçinenleri de nasiplendir! Nasiplendir ki dinsizliği sınıf bilenlerin ücrasında çürümektense dimdik bir yoksulluğu senin zenginliğin bilelim! Sen konumlarını hançer olarak kullananların sırtlarındaki kuyulardan masumlarını çekersin! Sen sonsuz noktalara nokta koyacak güçsün ki biz de dikliğimizin boynunu vuran virgülüz. Ve alnımıza yazdığının okuruyuz rabbim!<br />
<br />
Bizi gözümüzle görmediğimiz ayıbın tellalı kılmaktansa<br />
<br />
Gözümüzle gördüğümüz acının hamalı kıl<br />
<br />
Ve ellerimiz bu Dünya'dan sana açık gitsin rabbim<br />
<br />
sana açık gitsin!<br />
<br />
Amin!.</span></div></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-family: Trebuchet MS;"><div style="text-align: center;"><span style="font-weight: bold;"><br />
<a href="http://urlal.com/dqqf" target="_blank"><img class="postimage" src="http://i1003.hizliresim.com/2010/3/11/2449.jpg" border="0" alt="[Resim: 2449.jpg]" /></a><br />
Yaşlılığa Karşı Dua -Esra Elönü<br />
<br />
<br />
Allah yüzüne kırışınca da bakar!<br />
<br />
Rabbim yüzümüzdeki tonlarca ifadenin sahibi sensin! Bizi senin verdiğin yüze karşı yüzsüz kılma! Biz seni not aldık sen bize kitap verdin, biz seni erteledik sen bizi daim kıldın! Biz belimizi büken secdene karşı bileğimizi büken mevkileri rütbeleri tercih ettik, ölülerimiz toprakta manşet oldu, dirilerimiz meleklerine hesap numarası verip küsuratlı cüzdan ağırlığınca cennetine talip oldu, şerefimizin cenazesi çoktan kaldırıldı ve biz bize kalan boşluğu bile sahiplendik.<br />
<br />
Sen sahipsizliğimizin sahibisin, bizi saçımızdaki değil kalbimizdeki akları gördüğümüzde sana yaklaştır, bizi yaşımızın geçkinliğinden değil başımızın eğikliğinden utandır! Bizi günahın cahili kıl biliriz ki büyük laflar senindir! Biliriz ki en kıdemlimizin mekânı gökdelense bile kibrinin ayağı çukurdadır! Biliriz ki kime ah olduysak ve kimin ahını aldıysak zirvedeyken yerle biriz.<br />
<br />
Biliriz ki hançer yiyenin tokluğu düşmanın açlığını yatıştırmaz! Biliriz ki iyinin adını bile kötüler eskitir! Biliriz ki yüzümüze gülenler şeytanın esprisiyle ağlar, bizi Dünyanın kıdemlisi ölümün acemisi kılma! Bizim şaşkınlığımız kötülerin alışkanlığı olmasın!<br />
<br />
Yüzümüzdeki kırışıklığa yalanlar süren adamların haysiyetlerindeki kırışıklıkla bizi imtihan etme! Kalbimizi yüreksizlerle tartma!<br />
<br />
Camilerine müşteri gibi girenlerin sattığı dine karşı bizi alıcı kılma! Biliriz ki en büyük devrimci peygamberdir onun komutanlığından paşa paşa geçinenleri de nasiplendir! Nasiplendir ki dinsizliği sınıf bilenlerin ücrasında çürümektense dimdik bir yoksulluğu senin zenginliğin bilelim! Sen konumlarını hançer olarak kullananların sırtlarındaki kuyulardan masumlarını çekersin! Sen sonsuz noktalara nokta koyacak güçsün ki biz de dikliğimizin boynunu vuran virgülüz. Ve alnımıza yazdığının okuruyuz rabbim!<br />
<br />
Bizi gözümüzle görmediğimiz ayıbın tellalı kılmaktansa<br />
<br />
Gözümüzle gördüğümüz acının hamalı kıl<br />
<br />
Ve ellerimiz bu Dünya'dan sana açık gitsin rabbim<br />
<br />
sana açık gitsin!<br />
<br />
Amin!.</span></div></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Günün "Baş Vakti"ne Güzelleme...]]></title>
			<link>http://www.senaidemirci.biz/Gunun-Bas-Vakti-ne-Guzelleme</link>
			<pubDate>Thu, 11 Mar 2010 12:43:34 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.senaidemirci.biz/Gunun-Bas-Vakti-ne-Guzelleme</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-family: Trebuchet MS;"><span style="font-weight: bold;"><div style="text-align: center;">
Günün "Baş Vakti"ne Güzelleme...<br />
<a href="http://urlal.com/dqqf" target="_blank"><img class="postimage" src="http://i1003.hizliresim.com/2010/3/11/2428.jpg" border="0" alt="[Resim: 2428.jpg&#93;" /></a><br />
<br />
Sabah...<br />
Bir gül tazeliğinde selamlamak üzere gün seni.. Kalbine binlerce şafak dokunuyor gün ışığının değdiği yerde. Bir müjde dökülüyor sokakların çehresine. Bir taze nefes olup içiyorsun yeni âlemi de.. Bir yeni bakış olup çerçeveliyorsun kaldırımları, gürültüleri bile.<br />
Sözüyle bütün sabahları müjde eyleyen kutlu elçi'nin dudağına değen sözler dudağını bekliyor şimdi. Göğün ve yerin nuruna elçilik eden o aydınlık yüz'ün yöneldiği kıble dönüyor yüzüne. O ebedî tebessümün hep yeniden hep yeniden doğduğu an öpüyor alnını şimdi. <br />
Sana senden de yakın olanın, seni senin seni sevmenden de önce sevenin sonsuz ve sessiz yakınlığı değsin alnına.<br />
Şimdi sabah namazı vakti...<br />
<br />
Öğle<br />
Bin telaşın yamaçlarında savruluyor saçların. Koşturmaların ortasında serin bir rüzgârı özlercesine kıvranıyor kalbin. Vaktin zirvesinde uykuların en talihsizi yakışıyor yakana. Yoğun işlerin, gereksiz önceliklerin, ertelenmiş düşlerin sonrasında, yakınlıkların en güzelini özlüyor, sılasına uçmak istiyor ruhun.<br />
Gelişiyle "ateşlerin söndüren" o Elçi'nin bin umutla koştuğu, sonsuz tebessümle sığındığı o kapının eşiğindesin şimdi. Varlığıyla sağır duvarları yıkan, bakışıyla küskünlükleri deviren, duruşuyla uzaklıkları eriten o kutlu elçi'nin durduğu yerde bekleniyorsun şimdi. <br />
Ana şefkatinden öte bir şefkatle üzerine titreyen, kederlerinin hepsini kalbinden silip süpüren, korkularının cümlesini sessizliğiyle susturan o elçi'nin durduğu yerde durasın, durulasın şimdi. <br />
Şimdi öğle namazı vakti.<br />
<br />
İkindi<br />
Gölgelerin uzuyor; hatıraların soluyor, güzlerin hepsi alnında birikiyor. Eriyor vakit, kayıp gidiyor avuçların bile avuçlarından. Tenin çekiliyor dünyanın kıyılarından. Ayaklarını sıkı sıkıya bastığın toprak seni de çekiyor isimsiz kalmış, unutulmuş taşların altına. Beli bükülüyor mutlulukların. Sesi kısılıyor hesapsız sevinçlerin... Dudağı kuruyor sahte ümitlerin...<br />
Asr'ı saadet eyleyenin elinden kanatlanıyor ümit kuşları. Vakti, sonsuzluğun avuçlarına akıtan elçi'nin gözlerinden uçuyor hüznün baygın kelebekleri. Dünyayı, ebediyetin tarlası eyleyip terk edilmiş tohumları uyandıran elçi'nin yüzünden geçiyor sevinçli maviler. <br />
Yüzünü sonsuz aynalara hazırlayan, sözünü sonsuz mutlulukların vadisine akıtan, gözünü bitmez huzurların pencere önüne taşıyan O Elçi'nin eğildiği yere eğil şimdi.<br />
Rükûlarca doğrultasın ümitlerini, secdelerde bulasın yitirdiklerini.<br />
Şimdi ikindi namazı vakti.<br />
<br />
Akşam<br />
Alaca vakitlerin hoyratça tırmaladığı loş kentlerde bir yalnızsın. Yumuşacık yastıkların bencilliği beslediği sağır vakitlerde bir çaresizsin. Silahların konuştuğu, hasetlerin kol gezdiği, kibirlerin boy verdiği amansız kuyuları itilmiş bir yetimsin. Elinden tutan yok güneşin bile... Başını kurtaramıyorsun her akşam göğü kana bürüyen, yıldızları karanlığa bulayan akşamların aldırışsız geçişinden. Geri gelmiyor gün. Bir dahası yok yaşamanın. <br />
Akşamın kızılca kıyametini avuçlarında gül kızılı bir dua eyleyen Kutlu Elçi'nin müjdesi duyuluyor dinle... Çürüyüp giden vakit, nefes nefes solan hayatın özünü damıtmaya çağrılıyorsun seccadeye. <br />
Elinden tutamadığın ellerini sonsuzluğa bağla şimdi kıyamda. Tükeniş rüzgârlarından uzak tutamadığın saçlarını ahrete uzat şimdi rükularda. Bir türlü vefalı aynalara tutamadığın yüzünü sonsuzluğa akıt şimdi secdelerde.<br />
Şimdi Akşam Namazı vakti..<br />
<br />
Yatsı <br />
Gecenin koynuna yuvarlandı dünya. Yakası çözüldü tutkuların, hırsların. Ayağına yıldızlar dolandı sığ telaşların. Gözler yeni avuntular arıyor renkli kuyularda. Bir göz kapağının ardına savruluyor kimlikler, benlikler, bencillikler. Eşitleniyor âlem. Yetimin uykusunda bir rüyâ saltanatı uyanıyor. Zalimin uykusunda bin cehennem alev alıyor.<br />
Günleri yüzsüzleştiren aydınlıkları terk eden, kalpleri sahteleştiren bencilliklerde sırtını dönen, varlığı çirkinleştiren cimriliklerden yüz çeviren rahmet yağmurunun altında ıslanıyorsun şimdi. Yalnızlığını insanı alaka'dan ve ilgiden yaratan Rabbiyle sonsuz komşuluğa çeviren kutlu elçi'nin yolunu adımlıyorsun şimdi. Yüzünü çevirdiğin kıblede vuslat müjdesi. Sözlerin eylediğin ayetlerde sonsuzluk nefesi... Bedenini yoğurduğun namazda bekliyor seni "kerimlerin en keremi" Rabbin... <br />
Yokluğa meydan "oku"maya dönüştür şimdi namazını. Bencilliğe karşı durmak için eğ şimdi bedenini. Kibirlenmeyi aşağılamak için in şimdiyi secdeye..<br />
Şimdi Yatsı Namazı Vakti<br />
<br />
 </div></span></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-family: Trebuchet MS;"><span style="font-weight: bold;"><div style="text-align: center;">
Günün "Baş Vakti"ne Güzelleme...<br />
<a href="http://urlal.com/dqqf" target="_blank"><img class="postimage" src="http://i1003.hizliresim.com/2010/3/11/2428.jpg" border="0" alt="[Resim: 2428.jpg]" /></a><br />
<br />
Sabah...<br />
Bir gül tazeliğinde selamlamak üzere gün seni.. Kalbine binlerce şafak dokunuyor gün ışığının değdiği yerde. Bir müjde dökülüyor sokakların çehresine. Bir taze nefes olup içiyorsun yeni âlemi de.. Bir yeni bakış olup çerçeveliyorsun kaldırımları, gürültüleri bile.<br />
Sözüyle bütün sabahları müjde eyleyen kutlu elçi'nin dudağına değen sözler dudağını bekliyor şimdi. Göğün ve yerin nuruna elçilik eden o aydınlık yüz'ün yöneldiği kıble dönüyor yüzüne. O ebedî tebessümün hep yeniden hep yeniden doğduğu an öpüyor alnını şimdi. <br />
Sana senden de yakın olanın, seni senin seni sevmenden de önce sevenin sonsuz ve sessiz yakınlığı değsin alnına.<br />
Şimdi sabah namazı vakti...<br />
<br />
Öğle<br />
Bin telaşın yamaçlarında savruluyor saçların. Koşturmaların ortasında serin bir rüzgârı özlercesine kıvranıyor kalbin. Vaktin zirvesinde uykuların en talihsizi yakışıyor yakana. Yoğun işlerin, gereksiz önceliklerin, ertelenmiş düşlerin sonrasında, yakınlıkların en güzelini özlüyor, sılasına uçmak istiyor ruhun.<br />
Gelişiyle "ateşlerin söndüren" o Elçi'nin bin umutla koştuğu, sonsuz tebessümle sığındığı o kapının eşiğindesin şimdi. Varlığıyla sağır duvarları yıkan, bakışıyla küskünlükleri deviren, duruşuyla uzaklıkları eriten o kutlu elçi'nin durduğu yerde bekleniyorsun şimdi. <br />
Ana şefkatinden öte bir şefkatle üzerine titreyen, kederlerinin hepsini kalbinden silip süpüren, korkularının cümlesini sessizliğiyle susturan o elçi'nin durduğu yerde durasın, durulasın şimdi. <br />
Şimdi öğle namazı vakti.<br />
<br />
İkindi<br />
Gölgelerin uzuyor; hatıraların soluyor, güzlerin hepsi alnında birikiyor. Eriyor vakit, kayıp gidiyor avuçların bile avuçlarından. Tenin çekiliyor dünyanın kıyılarından. Ayaklarını sıkı sıkıya bastığın toprak seni de çekiyor isimsiz kalmış, unutulmuş taşların altına. Beli bükülüyor mutlulukların. Sesi kısılıyor hesapsız sevinçlerin... Dudağı kuruyor sahte ümitlerin...<br />
Asr'ı saadet eyleyenin elinden kanatlanıyor ümit kuşları. Vakti, sonsuzluğun avuçlarına akıtan elçi'nin gözlerinden uçuyor hüznün baygın kelebekleri. Dünyayı, ebediyetin tarlası eyleyip terk edilmiş tohumları uyandıran elçi'nin yüzünden geçiyor sevinçli maviler. <br />
Yüzünü sonsuz aynalara hazırlayan, sözünü sonsuz mutlulukların vadisine akıtan, gözünü bitmez huzurların pencere önüne taşıyan O Elçi'nin eğildiği yere eğil şimdi.<br />
Rükûlarca doğrultasın ümitlerini, secdelerde bulasın yitirdiklerini.<br />
Şimdi ikindi namazı vakti.<br />
<br />
Akşam<br />
Alaca vakitlerin hoyratça tırmaladığı loş kentlerde bir yalnızsın. Yumuşacık yastıkların bencilliği beslediği sağır vakitlerde bir çaresizsin. Silahların konuştuğu, hasetlerin kol gezdiği, kibirlerin boy verdiği amansız kuyuları itilmiş bir yetimsin. Elinden tutan yok güneşin bile... Başını kurtaramıyorsun her akşam göğü kana bürüyen, yıldızları karanlığa bulayan akşamların aldırışsız geçişinden. Geri gelmiyor gün. Bir dahası yok yaşamanın. <br />
Akşamın kızılca kıyametini avuçlarında gül kızılı bir dua eyleyen Kutlu Elçi'nin müjdesi duyuluyor dinle... Çürüyüp giden vakit, nefes nefes solan hayatın özünü damıtmaya çağrılıyorsun seccadeye. <br />
Elinden tutamadığın ellerini sonsuzluğa bağla şimdi kıyamda. Tükeniş rüzgârlarından uzak tutamadığın saçlarını ahrete uzat şimdi rükularda. Bir türlü vefalı aynalara tutamadığın yüzünü sonsuzluğa akıt şimdi secdelerde.<br />
Şimdi Akşam Namazı vakti..<br />
<br />
Yatsı <br />
Gecenin koynuna yuvarlandı dünya. Yakası çözüldü tutkuların, hırsların. Ayağına yıldızlar dolandı sığ telaşların. Gözler yeni avuntular arıyor renkli kuyularda. Bir göz kapağının ardına savruluyor kimlikler, benlikler, bencillikler. Eşitleniyor âlem. Yetimin uykusunda bir rüyâ saltanatı uyanıyor. Zalimin uykusunda bin cehennem alev alıyor.<br />
Günleri yüzsüzleştiren aydınlıkları terk eden, kalpleri sahteleştiren bencilliklerde sırtını dönen, varlığı çirkinleştiren cimriliklerden yüz çeviren rahmet yağmurunun altında ıslanıyorsun şimdi. Yalnızlığını insanı alaka'dan ve ilgiden yaratan Rabbiyle sonsuz komşuluğa çeviren kutlu elçi'nin yolunu adımlıyorsun şimdi. Yüzünü çevirdiğin kıblede vuslat müjdesi. Sözlerin eylediğin ayetlerde sonsuzluk nefesi... Bedenini yoğurduğun namazda bekliyor seni "kerimlerin en keremi" Rabbin... <br />
Yokluğa meydan "oku"maya dönüştür şimdi namazını. Bencilliğe karşı durmak için eğ şimdi bedenini. Kibirlenmeyi aşağılamak için in şimdiyi secdeye..<br />
Şimdi Yatsı Namazı Vakti<br />
<br />
 </div></span></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Bir söz söyle!]]></title>
			<link>http://www.senaidemirci.biz/Bir-soz-soyle</link>
			<pubDate>Thu, 11 Mar 2010 11:52:08 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.senaidemirci.biz/Bir-soz-soyle</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-weight: bold;"><span style="color: #006400;"><span style="font-size: x-large;">اِتَّقُوا النَّارَ وَلَوْ بِشِقِّ تَمْرَةٍ فَمَنْ لَمْ يَجِدْ شِقَّ تَمْرَةٍ فَبِكَلِمَةٍ طَيِّبَةٍ.</span><br />
</span><br />
<br />
<span style="font-family: Trebuchet MS;"><span style="font-style: italic;">Adiyy b. Hâtim radiyallahü anh’ın rivayet ettiği bir hadis-i şerifte Peygamber Efendimiz (aleyhissalâtü vesselam) şöyle buyurmuşlardır:<br />
<br />
<span style="color: #800000;"><span style="font-size: medium;">Bir hurmanın yarısını ikram etmekle bile olsa Cehennem ateşinden sakının. Şayet sizden biriniz buna da muvaffak olamayacaksa, hiç olmazsa bir kardeşine onu memnun edecek güzel bir söz söylesin!</span></span><br />
<br />
(Buhari, 3/1316)</span></span><br />
</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-weight: bold;"><span style="color: #006400;"><span style="font-size: x-large;">اِتَّقُوا النَّارَ وَلَوْ بِشِقِّ تَمْرَةٍ فَمَنْ لَمْ يَجِدْ شِقَّ تَمْرَةٍ فَبِكَلِمَةٍ طَيِّبَةٍ.</span><br />
</span><br />
<br />
<span style="font-family: Trebuchet MS;"><span style="font-style: italic;">Adiyy b. Hâtim radiyallahü anh’ın rivayet ettiği bir hadis-i şerifte Peygamber Efendimiz (aleyhissalâtü vesselam) şöyle buyurmuşlardır:<br />
<br />
<span style="color: #800000;"><span style="font-size: medium;">Bir hurmanın yarısını ikram etmekle bile olsa Cehennem ateşinden sakının. Şayet sizden biriniz buna da muvaffak olamayacaksa, hiç olmazsa bir kardeşine onu memnun edecek güzel bir söz söylesin!</span></span><br />
<br />
(Buhari, 3/1316)</span></span><br />
</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Haftanın Dua Talihlisi : Efsa]]></title>
			<link>http://www.senaidemirci.biz/Haftanin-Dua-Talihlisi-Efsa</link>
			<pubDate>Thu, 11 Mar 2010 10:44:32 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.senaidemirci.biz/Haftanin-Dua-Talihlisi-Efsa</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-family: Times New Roman;"><span style="font-weight: bold;"><div style="text-align: center;">Selâmün aleykum ve rahmetullah..<br />
<br />
Bu hafta talihlimiz ve duanıza taliplimiz <span style="color: #FF0000;"> Ayşe </span>kardeşimiz oldular...<br />
<br />
Ey bütün dualara cevap veren...<br />
Ey bütün hayır, iyilik ve güzelliklerin sahibi olan...<br />
Ey hata ve kusurları bağışlayan...<br />
Ey bela ve musibetleri uzaklaştıran...<br />
Ey varlıkların küçük büyük,gizli açık bütün seslerini birden işiten...<br />
Ey istenilenleri lütfuyla veren...<br />
Ey en gizli şeyleri ve en bilinmez sırları ve arzuları bilen Rabb'im!<br />
<br />
Sen her türlü noksan ve kusurdan münezzehsin.Sen'den başka ilah yok ki bize imdat etsin.<br />
<br />
El-aman, el-aman! Bizi Cehennem azabından muhafaza eyle.<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: large;"><span style="color: #808000;">Hayırlarla Gelen Cumalara</span></div></span><br />
<br />
<span style="color: #DCDCDC;"><span style="font-size: small;"><div style="text-align: right;">Haşiye: Dua'mızı Cuma vakti [Sela-Ezan&#93; arasında yapmaya özen gösterelim inşaallah..</div></span></span></span></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-family: Times New Roman;"><span style="font-weight: bold;"><div style="text-align: center;">Selâmün aleykum ve rahmetullah..<br />
<br />
Bu hafta talihlimiz ve duanıza taliplimiz <span style="color: #FF0000;"> Ayşe </span>kardeşimiz oldular...<br />
<br />
Ey bütün dualara cevap veren...<br />
Ey bütün hayır, iyilik ve güzelliklerin sahibi olan...<br />
Ey hata ve kusurları bağışlayan...<br />
Ey bela ve musibetleri uzaklaştıran...<br />
Ey varlıkların küçük büyük,gizli açık bütün seslerini birden işiten...<br />
Ey istenilenleri lütfuyla veren...<br />
Ey en gizli şeyleri ve en bilinmez sırları ve arzuları bilen Rabb'im!<br />
<br />
Sen her türlü noksan ve kusurdan münezzehsin.Sen'den başka ilah yok ki bize imdat etsin.<br />
<br />
El-aman, el-aman! Bizi Cehennem azabından muhafaza eyle.<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: large;"><span style="color: #808000;">Hayırlarla Gelen Cumalara</span></div></span><br />
<br />
<span style="color: #DCDCDC;"><span style="font-size: small;"><div style="text-align: right;">Haşiye: Dua'mızı Cuma vakti [Sela-Ezan] arasında yapmaya özen gösterelim inşaallah..</div></span></span></span></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Mart Ayı Hatmi..]]></title>
			<link>http://www.senaidemirci.biz/Mart-Ayi-Hatmi</link>
			<pubDate>Thu, 11 Mar 2010 09:51:51 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.senaidemirci.biz/Mart-Ayi-Hatmi</guid>
			<description><![CDATA[selamun aleyküm<br />
<br />
<span style="color: #FF0000;"><span style="font-weight: bold;">Kırmızı</span></span> renkli olan cüzlerdeki secde ayetlerini okuyan dostlar; tilavet secdelerini unutmayalım inşâallah.<br />
<br />
<div style="text-align: center;"><img class="postimage" src="http://img211.imageshack.us/img211/2817/bism6yb.gif" border="0" alt="[Resim: bism6yb.gif&#93;" /></div>
<br />
<br />
<div style="text-align: center;"><span style="font-family: Times New Roman;"><span style="font-size: large;"><span style="font-style: italic;">Birinci <span style="font-weight: bold;">Kur'an-ı Kerim</span> Hatm-i Şerifi</span></span></span></div>
<span style="font-weight: bold;"><br />
1. cüz:Vuslat_Yolcusu  <br />
2. cüz:gül bahar<br />
3. cüz:gül bahar<br />
4. cüz:gül bahar<br />
5. cüz:gül bahar<br />
6. cüz:<br />
7. cüz:<br />
8. cüz:<br />
<span style="color: #FF0000;">9. cüz: </span> <br />
10. cüz:<br />
11. cüz:<br />
12. cüz:<br />
<span style="color: #FF0000;">13. cüz:SudeGül</span><br />
<span style="color: #FF0000;">14. cüz:</span><br />
<span style="color: #FF0000;">15. cüz:</span><br />
<span style="color: #FF0000;">16. cüz: </span><br />
<span style="color: #FF0000;">17. cüz: </span> <br />
18. cüz:<br />
<span style="color: #FF0000;">19. cüz:  </span><br />
20. cüz:<br />
<span style="color: #FF0000;">21. cüz:</span><br />
22. cüz:<br />
<span style="color: #FF0000;">23. cüz:Vuslat_Yolcusu  </span> <br />
<span style="color: #FF0000;">24. cüz:  </span><br />
25. cüz:<br />
26. cüz:<br />
<span style="color: #FF0000;">27. cüz:  </span> <br />
28. cüz:<br />
29. cüz:<br />
<span style="color: #FF0000;">30. cüz: </span> </span><br />
<br />
<br />
<br />
<div style="text-align: center;"><span style="font-family: Times New Roman;"><span style="font-size: large;"><span style="font-style: italic;">İkinci <span style="font-weight: bold;">Kur'an-ı Kerim</span> Hatm-i Şerifi</span></span></span></div>
<span style="font-weight: bold;"><br />
1. cüz:<br />
2. cüz:  <br />
3. cüz:<br />
4. cüz:<br />
5. cüz:<br />
6. cüz:<br />
7. cüz:<br />
8. cüz:<br />
<span style="color: #FF0000;">9. cüz: </span> <br />
10. cüz:<br />
11. cüz:<br />
12. cüz: <br />
<span style="color: #FF0000;">13. cüz: </span><br />
<span style="color: #FF0000;">14. cüz: </span><br />
<span style="color: #FF0000;">15. cüz:</span><br />
<span style="color: #FF0000;">16. cüz:</span><br />
<span style="color: #FF0000;">17. cüz:</span> <br />
18. cüz:<br />
19. cüz:<br />
20. cüz:<br />
<span style="color: #FF0000;">21. cüz: </span><br />
22. cüz:<br />
<span style="color: #FF0000;">23. cüz:<br />
24. cüz:</span><br />
25. cüz:<br />
26. cüz:<br />
<span style="color: #FF0000;">27. cüz: </span> <br />
28. cüz:<br />
29. cüz:<br />
<span style="color: #FF0000;">30. cüz: </span> </span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[selamun aleyküm<br />
<br />
<span style="color: #FF0000;"><span style="font-weight: bold;">Kırmızı</span></span> renkli olan cüzlerdeki secde ayetlerini okuyan dostlar; tilavet secdelerini unutmayalım inşâallah.<br />
<br />
<div style="text-align: center;"><img class="postimage" src="http://img211.imageshack.us/img211/2817/bism6yb.gif" border="0" alt="[Resim: bism6yb.gif]" /></div>
<br />
<br />
<div style="text-align: center;"><span style="font-family: Times New Roman;"><span style="font-size: large;"><span style="font-style: italic;">Birinci <span style="font-weight: bold;">Kur'an-ı Kerim</span> Hatm-i Şerifi</span></span></span></div>
<span style="font-weight: bold;"><br />
1. cüz:Vuslat_Yolcusu  <br />
2. cüz:gül bahar<br />
3. cüz:gül bahar<br />
4. cüz:gül bahar<br />
5. cüz:gül bahar<br />
6. cüz:<br />
7. cüz:<br />
8. cüz:<br />
<span style="color: #FF0000;">9. cüz: </span> <br />
10. cüz:<br />
11. cüz:<br />
12. cüz:<br />
<span style="color: #FF0000;">13. cüz:SudeGül</span><br />
<span style="color: #FF0000;">14. cüz:</span><br />
<span style="color: #FF0000;">15. cüz:</span><br />
<span style="color: #FF0000;">16. cüz: </span><br />
<span style="color: #FF0000;">17. cüz: </span> <br />
18. cüz:<br />
<span style="color: #FF0000;">19. cüz:  </span><br />
20. cüz:<br />
<span style="color: #FF0000;">21. cüz:</span><br />
22. cüz:<br />
<span style="color: #FF0000;">23. cüz:Vuslat_Yolcusu  </span> <br />
<span style="color: #FF0000;">24. cüz:  </span><br />
25. cüz:<br />
26. cüz:<br />
<span style="color: #FF0000;">27. cüz:  </span> <br />
28. cüz:<br />
29. cüz:<br />
<span style="color: #FF0000;">30. cüz: </span> </span><br />
<br />
<br />
<br />
<div style="text-align: center;"><span style="font-family: Times New Roman;"><span style="font-size: large;"><span style="font-style: italic;">İkinci <span style="font-weight: bold;">Kur'an-ı Kerim</span> Hatm-i Şerifi</span></span></span></div>
<span style="font-weight: bold;"><br />
1. cüz:<br />
2. cüz:  <br />
3. cüz:<br />
4. cüz:<br />
5. cüz:<br />
6. cüz:<br />
7. cüz:<br />
8. cüz:<br />
<span style="color: #FF0000;">9. cüz: </span> <br />
10. cüz:<br />
11. cüz:<br />
12. cüz: <br />
<span style="color: #FF0000;">13. cüz: </span><br />
<span style="color: #FF0000;">14. cüz: </span><br />
<span style="color: #FF0000;">15. cüz:</span><br />
<span style="color: #FF0000;">16. cüz:</span><br />
<span style="color: #FF0000;">17. cüz:</span> <br />
18. cüz:<br />
19. cüz:<br />
20. cüz:<br />
<span style="color: #FF0000;">21. cüz: </span><br />
22. cüz:<br />
<span style="color: #FF0000;">23. cüz:<br />
24. cüz:</span><br />
25. cüz:<br />
26. cüz:<br />
<span style="color: #FF0000;">27. cüz: </span> <br />
28. cüz:<br />
29. cüz:<br />
<span style="color: #FF0000;">30. cüz: </span> </span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Yaşlılar ve Dostları]]></title>
			<link>http://www.senaidemirci.biz/Yaslilar-ve-Dostlari</link>
			<pubDate>Thu, 11 Mar 2010 07:48:10 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.senaidemirci.biz/Yaslilar-ve-Dostlari</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: center;"><a href="http://urlal.com/dqqf" target="_blank"><img class="postimage" src="http://i1003.hizliresim.com/2010/3/11/1448.jpg" border="0" alt="[Resim: 1448.jpg&#93;" /></a><br />
<a href="http://urlal.com/dqqf" target="_blank"><img class="postimage" src="http://i1003.hizliresim.com/2010/3/11/1450.jpg" border="0" alt="[Resim: 1450.jpg&#93;" /></a><br />
<a href="http://urlal.com/dqqf" target="_blank"><img class="postimage" src="http://i1003.hizliresim.com/2010/3/11/1451.jpg" border="0" alt="[Resim: 1451.jpg&#93;" /></a><br />
<a href="http://urlal.com/dqqf" target="_blank"><img class="postimage" src="http://i1003.hizliresim.com/2010/3/11/1453.jpg" border="0" alt="[Resim: 1453.jpg&#93;" /></a><br />
<a href="http://urlal.com/dqqf" target="_blank"><img class="postimage" src="http://i1003.hizliresim.com/2010/3/11/1454.jpg" border="0" alt="[Resim: 1454.jpg&#93;" /></a><br />
<a href="http://urlal.com/dqqf" target="_blank"><img class="postimage" src="http://i1003.hizliresim.com/2010/3/11/1456.jpg" border="0" alt="[Resim: 1456.jpg&#93;" /></a><br />
<a href="http://urlal.com/dqqf" target="_blank"><img class="postimage" src="http://i1003.hizliresim.com/2010/3/11/1457.jpg" border="0" alt="[Resim: 1457.jpg&#93;" /></a><br />
<a href="http://urlal.com/dqqf" target="_blank"><img class="postimage" src="http://i1003.hizliresim.com/2010/3/11/1458.jpg" border="0" alt="[Resim: 1458.jpg&#93;" /></a></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;"><a href="http://urlal.com/dqqf" target="_blank"><img class="postimage" src="http://i1003.hizliresim.com/2010/3/11/1448.jpg" border="0" alt="[Resim: 1448.jpg]" /></a><br />
<a href="http://urlal.com/dqqf" target="_blank"><img class="postimage" src="http://i1003.hizliresim.com/2010/3/11/1450.jpg" border="0" alt="[Resim: 1450.jpg]" /></a><br />
<a href="http://urlal.com/dqqf" target="_blank"><img class="postimage" src="http://i1003.hizliresim.com/2010/3/11/1451.jpg" border="0" alt="[Resim: 1451.jpg]" /></a><br />
<a href="http://urlal.com/dqqf" target="_blank"><img class="postimage" src="http://i1003.hizliresim.com/2010/3/11/1453.jpg" border="0" alt="[Resim: 1453.jpg]" /></a><br />
<a href="http://urlal.com/dqqf" target="_blank"><img class="postimage" src="http://i1003.hizliresim.com/2010/3/11/1454.jpg" border="0" alt="[Resim: 1454.jpg]" /></a><br />
<a href="http://urlal.com/dqqf" target="_blank"><img class="postimage" src="http://i1003.hizliresim.com/2010/3/11/1456.jpg" border="0" alt="[Resim: 1456.jpg]" /></a><br />
<a href="http://urlal.com/dqqf" target="_blank"><img class="postimage" src="http://i1003.hizliresim.com/2010/3/11/1457.jpg" border="0" alt="[Resim: 1457.jpg]" /></a><br />
<a href="http://urlal.com/dqqf" target="_blank"><img class="postimage" src="http://i1003.hizliresim.com/2010/3/11/1458.jpg" border="0" alt="[Resim: 1458.jpg]" /></a></div>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Hayata Dokunmak]]></title>
			<link>http://www.senaidemirci.biz/Hayata-Dokunmak</link>
			<pubDate>Thu, 11 Mar 2010 01:17:07 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.senaidemirci.biz/Hayata-Dokunmak</guid>
			<description><![CDATA[BAZI İNSANLAR yaşadıklarını ancak boğazlarına bir bıçak dayandığında anlarlar. Damarlarında dolaşan kanı hisseder, kollarını bacaklarını farkeder, nefes alıp verirken ağızlarından çıkan havayı görür, hayret ederler. <br />
<br />
Bazı insanlar yaşadığını hissetmek için pahalı okullarını, lüks evlerini, sorumluluklarını, ailelerini, ayakkabılarını bırakıp giderler. Anlamsızca üst üste yığılan sosyal zorunluluklar hayatın önüne, yüze kat kat sürülen fondoten gibi sed çeker. Bir süre dayanılır, ama bir zaman sonra insan neye sıkıldığını, neyin kendisini nefessiz bıraktığını bilmeksizin tırnaklarını geçirir ve söker perdeyi. Görülecek ne varsa görmek ister dışarıda. Her şey öncekinden iyidir.<br />
<br />
Bazıları kendini dağlara vurur, yollara düşer, bazıları yapraklara dokunur, akan nehrin şırıltısını dinler. Kimi hayatı üşüyerek hisseder. Kimi bir şömine alevinde ısınarak, kimi birine dokunarak…<br />
<br />
Bazı insanlar dokunulmaya dayanamazlar, çünkü yaşadıklarını hissetmek istemezler. Kollarını kimse için açamazlar, açılan kollara sığınamazlar, birinin göğsünde uyuyamazlar,birinin yanında uyanamazlar. Ötekini hissetmek istemediklerini sanırsınız, ancak aslında kendileridir hissetmek istemedikleri. Dokunmak, dokunulmak, aslında kendini hissetmektir. İnsan kendini ancak ötekiyle temas halinde hissedebilir. İnsan ötekine muhtaçtır.<br />
<br />
Bazıları kendilerini, yazılı satırlara, kağıt tomarlara teslim ederler, insanlara bedel. Harfleri okurlar, ama insanları ve alemi okumayı bilmezler. Kağıtlar, karalanır, buruşturulur, fırlatılır. Kağıt ağaç değildir, kağıt hayat değildir. Hayata dokunmak değildir yazılı sayfalara dokunmak. Her buruşturulup atılan kağıtla aslında hayallerindeki hayatı buruşturup atarlar. Kainatı sağ eliyle düren ve kıyameti koparan tanrılardır onlar her seferinde.Öyle olmasını umarlar, vehmederler. Tasarımlarını gerçeğe bedel kağıtlara yazarlar. Tasarım gerçek değildir.Tasarımı siz yaparsınız, gerçeği YARATICI… <br />
<br />
Bazıları hakikate yaklaşmak için semboller seçerler. Semboller, simgeler, putlar. Elleriyle yapar, beğenileriyle seçerler, şekillendirirler. Bazıları ise Onun seçimlerine boyun eğerler. Kurban gibi boyun uzatırlar teslimiyetle. O seçince yaklaşılır. Semboller Onundur. Biz seçince put, O seçince şiar olur. Mürid O’dur…<br />
<br />
Bazıları gerçekten hoşlanmazlar. Hatta gerçekliğe hiç dayanamazlar. Hayata sadece masa lambalarının ışığından bakarlar, yalnız kendi önlerini aydınlatır ışıkları. Ötesi alacakaranlık, ve dahi kapkaranlık. Parça bütünden koparılırsa görülemez. Her istiklaliyet çabası bir bütünden kopmaktır. Küll’den ayrılmak cüz olmaktır. İstiklal ekalliyyette kalmak demektir. Yalnız kalmak. Kimsesiz. Gerçek ancak güneş ışığında görülebilir.Gerçek, HAK’TIR. Güneş, vahiy, nebevi hikmet…<br />
<br />
<br />
Kimileri hayatlarında bir şeyleri değiştirmek ister. Neyi olduğunu bilemez. Koltuklarının yerlerini değiştirir. Yatak çarşaflarını değiştirir. Yatakta yattığı yeri, salonda oturduğu yeri değiştirir. Kahve içtiği fincanı değiştirir. Sırf hayata başka bir yerden bakmak için kilometrelerce yol kat eder ve mekan değiştirir. Ülke değiştirir. Kendini değiştirmeyi akıl edinceye dek yer değiştirir. Hakikaten, kendini değiştirmek kabil midir?<br />
<br />
Kimileri “Ben buyum” der. “Beni böyle kabul et!”. Benini değişmez görür. Oysa ben dediğimiz, nefis dediğimiz şey, ne acaiptir ki, sürekli değişir. On yıl önceki kız ben miyim? Fotoğraflardaki, günlüklerdeki, hatıralardaki ben miyim? O bensem şimdi ben kimim? Ben sabit değildir. Benliğimiz değişir. Bazen bu iç bir sebeple bazen dış bir sebeple olur. İyi ki de değişir. Hayat biraz da benliğin değişmesidir. Değişmeyenlere şöyle demek lazım “Yoksa sen öldün mü?”<br />
<br />
Herkes değişir de, değişim nereye doğrudur, ibtidaiye ve vahşete mi? Kemal ve cem’e mi? İnsan değişiminin kemale olduğunu nasıl ölçer? Yine insanla. Her şey kendi cinsiyle ölçülür. Ne kadar insanla samimane ittifak ve ihtilat içine girebildiğiniz, ne kadar çok insana cidden dokunabildiğiniz, ne kadar çok ferdin göz bebeğine bakabildiğiniz, kalbinize koyabildiğinizle ölçülür kemal. Kemal cem olmak, önce insanla, sonra İnsanların Meliki ile…<br />
<br />
“Tecellide tekrar yoktur” der Sadreddin Konevi. Bir şeyleri değiştirmek için çırpınanlar da, değişmez sananlar da bundan gafildir aslında. Hiçbir şey aynı kalmaz. İsteseniz de istemeseniz de hayatı, eşyayı, varlığı elde tutamaz, sabit kılamazsınız. Evrende sabit hiçbir şey yoktur. Her şey bir menzile doğru akıp gider.Kimi cennete, kimi cehenneme. Sabit olan tek şey hareketin kendisidir. Hareket havl ve kuvvettir. O da ancak Allah’ın eliyle gerçekleştirilir. Kavi O’dur. Muharrik O’dur. Sadece ilk değil, hep ve daimen. Siz isteseniz de istemeseniz de o sizi sürekli değiştirir. İstemeniz, iradenizi İradesine rabt etmeniz, sizin menfaatinizedir.<br />
<br />
Subût ancak hakikatler için, hatta belki ancak hakikat-ül hakaik olan ayan-ı sabite için mümkündür. Nam-ı diğer, ilmi İlahi için…<br />
<br />
Bazıları fark etmezler, çünkü pencerelerini hiç açmazlar. Perdelerini aralık göremezsiniz. Ne dışarı bakar onlar, ne de insanların kendilerine bakmasına imkan tanırlar. Yüzleri donuk, ifadesiz, cevapları rutin, hissiz. Gözlerinize hiç bakmaz bazıları, fark etmek istemezler birinin onları umursadığını. Her dikkatli bakış bir esaret zinciridir nazarlarında. Bağlanmaktan korkarlar. İnsanlardan korkarlar. Yaşamaktan ve hissetmekten korkarlar. Hayattan korkarlar. Canları yanacak korkusuyla hiç yaşamazlar. Muhtaç olmaktan korktukları için muhtaç olmanın insanın hakikati olduğunu hiç fark edemezler. Korktukları, kendi hakikatleridir. Bir fark etseler, insanın lezzeti ihtiyacındadır, görürler…<br />
<br />
Ölürler, hep ölürler, sevmekten ve ölmekten kaçtıkları için ölürler.<br />
<br />
Bazıları arkasını döner insana, hayata, kainata. Görmek istemez gibidir gittiği yönü. Terstir her şeyi de yolculuğunun tepe taklak oluşu gibi. Bir sarma sigaraya tüm dünyasını sarar, yakar, ve içine çeker. Hayatın da sigarası kadar çabuk bitmesini diler. Uçuruma yuvarlanırken bile “aman ne uzun sürdü” dercesine canları sıkılan, kendilerinden ve her şeyden sıkılan, boğazlarına kadar usanca batmış insanlardır onlar.Onlara hayat bir “off”dur, ta derinden gelen…<br />
<br />
Bazen hayatı fark etmeniz için, çocuğuna insülin zerkini müteakip, sayılı lokmalar yediren bir annenin güvercin gibi kanat çırpışlarını görmeniz gerekir. Boyuna-posuna, endamına hayran olduğunuz, prensesleri andıran arkadaşınızın dağılmış yüz ifadesine, mütevekkil sözlerine, gülümsemeye çalışan yüzüne, kızının üzerinden ayırmadığı gözlerine, o gözlerdeki kaygılı titreşimlere bakmalısnız. Hayat ne kadar narin fark etmelisiniz, ne kadar kıymetli…<br />
<br />
Bazıları annesini sevmez. Bırakır, unutur, terk eder. Bazılarını ise anneleri unutur. Annelerinin unutuşu bile acıtmaz canlarını, öyle ya onlar annelerini uzun yıllar önce unutmuştur. Anne onlarla beraber hayatını unutur, kendini unutur, ismini unutur. Her unutuşta evlatlarını serzenişle süzen bakışlarından biri daha kaybolur. Bazıları annesini ömrünce öfkelendiği babası gibi terk eder. Bazıları hep nefret ettiklerine benzer. Kendinden de nefret eder.<br />
<br />
Aslında anne dünyadır. Arz toprak, rahmetin tecelligahı. Rahm-ı mader-i insan. Dünyadan nefret edenler, annesinden nefret edenlerdir. Terk-i dünya anneyi terktir. Oysa İbn-i Arabi’nin dediği gibi dünya hayatında hüküm dünyaya aittir. İnsana düşense annesine hürmet etmektir. Anneye Allah’ın emrettiğini yasaklamadığı, yasakladığını emretmediği sürece itaat ve inkıyad edilir. Kendisini daima kucağında taşıyan, sonunda da bağrına yatırıp dinlendiren, secdelerin yüzüne değerek yapıldığı, ve yaklaşıldıkça RABBE yaklaşılan yerdir toprak. Her şeye bedel anne, semalara bedel arz. İnsan ancak annesini Rabbin emri gelince terk edebilir. Hicret ancak Onun emriyle yapılabilir. Yoksa bu Yunus’un kaçışına benzer.<br />
<br />
Hayat bazen anne gibi kucaklar insanı, bazen de bir tokat atar. Kolları birine açmak risktir, sevmek risktir, biri size açık kalan yerinizden vurabilir. Risk almayanlar yaşamamayı seçerler. Hayatın tokadından korkup kucaklayışını da kaybederler. Hayat her varlığa kendi cinsinden bir sebeple yaklaşır. İnsana insanla. Tokat da kucak da, insandan insana. Kendinizi kendinize yettiğiniz yalanıyla avutadurun bakalım! Hiçbir varlık kendine yetmez. Hele insan hiç yetmez. Ötekini kaybedenler kendilerini hiçbir zaman göremezler. Mümin müminin aynasıdır. Aynasız kalana kendini bilmek ve bulmak için yol yoktur. Kendini bilmeyen ise Rabbi ebeden bilemeyecektir.<br />
<br />
Bir varlık bir şeye hakikati itibariyle sahip ise, o şey onu asla terk etmeyecektir. Hakikatler tebeddül etmezler. Aczi ve fakrı insanın hakikatidir. İnsanın muhtaciyeti hiç bitmeyecektir. <br />
<br />
Tam da bu yüzden Allah ellerimizi hiç bırakmayacak…<br />
<br />
Tüm annelerden daha Rahim olan! Seslenişimi duy! Elimi tut! Yanımda ol! Benimle kal! Sana muhtacım!<br />
<br />
Yoksa, izninle hayattan istifa etmek gerekir…<br />
<br />
   11/03/2010 <br />
<br />
<br />
© 2009 karakalem.net, Mona İslam]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[BAZI İNSANLAR yaşadıklarını ancak boğazlarına bir bıçak dayandığında anlarlar. Damarlarında dolaşan kanı hisseder, kollarını bacaklarını farkeder, nefes alıp verirken ağızlarından çıkan havayı görür, hayret ederler. <br />
<br />
Bazı insanlar yaşadığını hissetmek için pahalı okullarını, lüks evlerini, sorumluluklarını, ailelerini, ayakkabılarını bırakıp giderler. Anlamsızca üst üste yığılan sosyal zorunluluklar hayatın önüne, yüze kat kat sürülen fondoten gibi sed çeker. Bir süre dayanılır, ama bir zaman sonra insan neye sıkıldığını, neyin kendisini nefessiz bıraktığını bilmeksizin tırnaklarını geçirir ve söker perdeyi. Görülecek ne varsa görmek ister dışarıda. Her şey öncekinden iyidir.<br />
<br />
Bazıları kendini dağlara vurur, yollara düşer, bazıları yapraklara dokunur, akan nehrin şırıltısını dinler. Kimi hayatı üşüyerek hisseder. Kimi bir şömine alevinde ısınarak, kimi birine dokunarak…<br />
<br />
Bazı insanlar dokunulmaya dayanamazlar, çünkü yaşadıklarını hissetmek istemezler. Kollarını kimse için açamazlar, açılan kollara sığınamazlar, birinin göğsünde uyuyamazlar,birinin yanında uyanamazlar. Ötekini hissetmek istemediklerini sanırsınız, ancak aslında kendileridir hissetmek istemedikleri. Dokunmak, dokunulmak, aslında kendini hissetmektir. İnsan kendini ancak ötekiyle temas halinde hissedebilir. İnsan ötekine muhtaçtır.<br />
<br />
Bazıları kendilerini, yazılı satırlara, kağıt tomarlara teslim ederler, insanlara bedel. Harfleri okurlar, ama insanları ve alemi okumayı bilmezler. Kağıtlar, karalanır, buruşturulur, fırlatılır. Kağıt ağaç değildir, kağıt hayat değildir. Hayata dokunmak değildir yazılı sayfalara dokunmak. Her buruşturulup atılan kağıtla aslında hayallerindeki hayatı buruşturup atarlar. Kainatı sağ eliyle düren ve kıyameti koparan tanrılardır onlar her seferinde.Öyle olmasını umarlar, vehmederler. Tasarımlarını gerçeğe bedel kağıtlara yazarlar. Tasarım gerçek değildir.Tasarımı siz yaparsınız, gerçeği YARATICI… <br />
<br />
Bazıları hakikate yaklaşmak için semboller seçerler. Semboller, simgeler, putlar. Elleriyle yapar, beğenileriyle seçerler, şekillendirirler. Bazıları ise Onun seçimlerine boyun eğerler. Kurban gibi boyun uzatırlar teslimiyetle. O seçince yaklaşılır. Semboller Onundur. Biz seçince put, O seçince şiar olur. Mürid O’dur…<br />
<br />
Bazıları gerçekten hoşlanmazlar. Hatta gerçekliğe hiç dayanamazlar. Hayata sadece masa lambalarının ışığından bakarlar, yalnız kendi önlerini aydınlatır ışıkları. Ötesi alacakaranlık, ve dahi kapkaranlık. Parça bütünden koparılırsa görülemez. Her istiklaliyet çabası bir bütünden kopmaktır. Küll’den ayrılmak cüz olmaktır. İstiklal ekalliyyette kalmak demektir. Yalnız kalmak. Kimsesiz. Gerçek ancak güneş ışığında görülebilir.Gerçek, HAK’TIR. Güneş, vahiy, nebevi hikmet…<br />
<br />
<br />
Kimileri hayatlarında bir şeyleri değiştirmek ister. Neyi olduğunu bilemez. Koltuklarının yerlerini değiştirir. Yatak çarşaflarını değiştirir. Yatakta yattığı yeri, salonda oturduğu yeri değiştirir. Kahve içtiği fincanı değiştirir. Sırf hayata başka bir yerden bakmak için kilometrelerce yol kat eder ve mekan değiştirir. Ülke değiştirir. Kendini değiştirmeyi akıl edinceye dek yer değiştirir. Hakikaten, kendini değiştirmek kabil midir?<br />
<br />
Kimileri “Ben buyum” der. “Beni böyle kabul et!”. Benini değişmez görür. Oysa ben dediğimiz, nefis dediğimiz şey, ne acaiptir ki, sürekli değişir. On yıl önceki kız ben miyim? Fotoğraflardaki, günlüklerdeki, hatıralardaki ben miyim? O bensem şimdi ben kimim? Ben sabit değildir. Benliğimiz değişir. Bazen bu iç bir sebeple bazen dış bir sebeple olur. İyi ki de değişir. Hayat biraz da benliğin değişmesidir. Değişmeyenlere şöyle demek lazım “Yoksa sen öldün mü?”<br />
<br />
Herkes değişir de, değişim nereye doğrudur, ibtidaiye ve vahşete mi? Kemal ve cem’e mi? İnsan değişiminin kemale olduğunu nasıl ölçer? Yine insanla. Her şey kendi cinsiyle ölçülür. Ne kadar insanla samimane ittifak ve ihtilat içine girebildiğiniz, ne kadar çok insana cidden dokunabildiğiniz, ne kadar çok ferdin göz bebeğine bakabildiğiniz, kalbinize koyabildiğinizle ölçülür kemal. Kemal cem olmak, önce insanla, sonra İnsanların Meliki ile…<br />
<br />
“Tecellide tekrar yoktur” der Sadreddin Konevi. Bir şeyleri değiştirmek için çırpınanlar da, değişmez sananlar da bundan gafildir aslında. Hiçbir şey aynı kalmaz. İsteseniz de istemeseniz de hayatı, eşyayı, varlığı elde tutamaz, sabit kılamazsınız. Evrende sabit hiçbir şey yoktur. Her şey bir menzile doğru akıp gider.Kimi cennete, kimi cehenneme. Sabit olan tek şey hareketin kendisidir. Hareket havl ve kuvvettir. O da ancak Allah’ın eliyle gerçekleştirilir. Kavi O’dur. Muharrik O’dur. Sadece ilk değil, hep ve daimen. Siz isteseniz de istemeseniz de o sizi sürekli değiştirir. İstemeniz, iradenizi İradesine rabt etmeniz, sizin menfaatinizedir.<br />
<br />
Subût ancak hakikatler için, hatta belki ancak hakikat-ül hakaik olan ayan-ı sabite için mümkündür. Nam-ı diğer, ilmi İlahi için…<br />
<br />
Bazıları fark etmezler, çünkü pencerelerini hiç açmazlar. Perdelerini aralık göremezsiniz. Ne dışarı bakar onlar, ne de insanların kendilerine bakmasına imkan tanırlar. Yüzleri donuk, ifadesiz, cevapları rutin, hissiz. Gözlerinize hiç bakmaz bazıları, fark etmek istemezler birinin onları umursadığını. Her dikkatli bakış bir esaret zinciridir nazarlarında. Bağlanmaktan korkarlar. İnsanlardan korkarlar. Yaşamaktan ve hissetmekten korkarlar. Hayattan korkarlar. Canları yanacak korkusuyla hiç yaşamazlar. Muhtaç olmaktan korktukları için muhtaç olmanın insanın hakikati olduğunu hiç fark edemezler. Korktukları, kendi hakikatleridir. Bir fark etseler, insanın lezzeti ihtiyacındadır, görürler…<br />
<br />
Ölürler, hep ölürler, sevmekten ve ölmekten kaçtıkları için ölürler.<br />
<br />
Bazıları arkasını döner insana, hayata, kainata. Görmek istemez gibidir gittiği yönü. Terstir her şeyi de yolculuğunun tepe taklak oluşu gibi. Bir sarma sigaraya tüm dünyasını sarar, yakar, ve içine çeker. Hayatın da sigarası kadar çabuk bitmesini diler. Uçuruma yuvarlanırken bile “aman ne uzun sürdü” dercesine canları sıkılan, kendilerinden ve her şeyden sıkılan, boğazlarına kadar usanca batmış insanlardır onlar.Onlara hayat bir “off”dur, ta derinden gelen…<br />
<br />
Bazen hayatı fark etmeniz için, çocuğuna insülin zerkini müteakip, sayılı lokmalar yediren bir annenin güvercin gibi kanat çırpışlarını görmeniz gerekir. Boyuna-posuna, endamına hayran olduğunuz, prensesleri andıran arkadaşınızın dağılmış yüz ifadesine, mütevekkil sözlerine, gülümsemeye çalışan yüzüne, kızının üzerinden ayırmadığı gözlerine, o gözlerdeki kaygılı titreşimlere bakmalısnız. Hayat ne kadar narin fark etmelisiniz, ne kadar kıymetli…<br />
<br />
Bazıları annesini sevmez. Bırakır, unutur, terk eder. Bazılarını ise anneleri unutur. Annelerinin unutuşu bile acıtmaz canlarını, öyle ya onlar annelerini uzun yıllar önce unutmuştur. Anne onlarla beraber hayatını unutur, kendini unutur, ismini unutur. Her unutuşta evlatlarını serzenişle süzen bakışlarından biri daha kaybolur. Bazıları annesini ömrünce öfkelendiği babası gibi terk eder. Bazıları hep nefret ettiklerine benzer. Kendinden de nefret eder.<br />
<br />
Aslında anne dünyadır. Arz toprak, rahmetin tecelligahı. Rahm-ı mader-i insan. Dünyadan nefret edenler, annesinden nefret edenlerdir. Terk-i dünya anneyi terktir. Oysa İbn-i Arabi’nin dediği gibi dünya hayatında hüküm dünyaya aittir. İnsana düşense annesine hürmet etmektir. Anneye Allah’ın emrettiğini yasaklamadığı, yasakladığını emretmediği sürece itaat ve inkıyad edilir. Kendisini daima kucağında taşıyan, sonunda da bağrına yatırıp dinlendiren, secdelerin yüzüne değerek yapıldığı, ve yaklaşıldıkça RABBE yaklaşılan yerdir toprak. Her şeye bedel anne, semalara bedel arz. İnsan ancak annesini Rabbin emri gelince terk edebilir. Hicret ancak Onun emriyle yapılabilir. Yoksa bu Yunus’un kaçışına benzer.<br />
<br />
Hayat bazen anne gibi kucaklar insanı, bazen de bir tokat atar. Kolları birine açmak risktir, sevmek risktir, biri size açık kalan yerinizden vurabilir. Risk almayanlar yaşamamayı seçerler. Hayatın tokadından korkup kucaklayışını da kaybederler. Hayat her varlığa kendi cinsinden bir sebeple yaklaşır. İnsana insanla. Tokat da kucak da, insandan insana. Kendinizi kendinize yettiğiniz yalanıyla avutadurun bakalım! Hiçbir varlık kendine yetmez. Hele insan hiç yetmez. Ötekini kaybedenler kendilerini hiçbir zaman göremezler. Mümin müminin aynasıdır. Aynasız kalana kendini bilmek ve bulmak için yol yoktur. Kendini bilmeyen ise Rabbi ebeden bilemeyecektir.<br />
<br />
Bir varlık bir şeye hakikati itibariyle sahip ise, o şey onu asla terk etmeyecektir. Hakikatler tebeddül etmezler. Aczi ve fakrı insanın hakikatidir. İnsanın muhtaciyeti hiç bitmeyecektir. <br />
<br />
Tam da bu yüzden Allah ellerimizi hiç bırakmayacak…<br />
<br />
Tüm annelerden daha Rahim olan! Seslenişimi duy! Elimi tut! Yanımda ol! Benimle kal! Sana muhtacım!<br />
<br />
Yoksa, izninle hayattan istifa etmek gerekir…<br />
<br />
   11/03/2010 <br />
<br />
<br />
© 2009 karakalem.net, Mona İslam]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[İki dakika yalnız bırakmaya gelmiyor:)]]></title>
			<link>http://www.senaidemirci.biz/Iki-dakika-yalniz-birakmaya-gelmiyor</link>
			<pubDate>Wed, 10 Mar 2010 18:41:22 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.senaidemirci.biz/Iki-dakika-yalniz-birakmaya-gelmiyor</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: center;"><a href="http://urlal.com/dqqf" target="_blank"><img class="postimage" src="http://i1003.hizliresim.com/2010/3/10/5577.jpg" border="0" alt="[Resim: 5577.jpg&#93;" /></a><br />
<a href="http://urlal.com/dqqf" target="_blank"><img class="postimage" src="http://i1003.hizliresim.com/2010/3/10/5565.jpg" border="0" alt="[Resim: 5565.jpg&#93;" /></a><br />
<a href="http://urlal.com/dqqf" target="_blank"><img class="postimage" src="http://i1003.hizliresim.com/2010/3/10/5587.jpg" border="0" alt="[Resim: 5587.jpg&#93;" /></a><br />
<a href="http://urlal.com/dqqf" target="_blank"><img class="postimage" src="http://i1003.hizliresim.com/2010/3/10/5613.jpg" border="0" alt="[Resim: 5613.jpg&#93;" /></a><br />
<a href="http://urlal.com/dqqf" target="_blank"><img class="postimage" src="http://i1003.hizliresim.com/2010/3/10/5624.jpg" border="0" alt="[Resim: 5624.jpg&#93;" /></a><br />
<a href="http://urlal.com/dqqf" target="_blank"><img class="postimage" src="http://i1003.hizliresim.com/2010/3/10/5651.jpg" border="0" alt="[Resim: 5651.jpg&#93;" /></a><br />
<a href="http://urlal.com/dqqf" target="_blank"><img class="postimage" src="http://i1003.hizliresim.com/2010/3/10/5643.jpg" border="0" alt="[Resim: 5643.jpg&#93;" /></a><br />
<a href="http://urlal.com/dqqf" target="_blank"><img class="postimage" src="http://i1003.hizliresim.com/2010/3/10/5656.jpg" border="0" alt="[Resim: 5656.jpg&#93;" /></a></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;"><a href="http://urlal.com/dqqf" target="_blank"><img class="postimage" src="http://i1003.hizliresim.com/2010/3/10/5577.jpg" border="0" alt="[Resim: 5577.jpg]" /></a><br />
<a href="http://urlal.com/dqqf" target="_blank"><img class="postimage" src="http://i1003.hizliresim.com/2010/3/10/5565.jpg" border="0" alt="[Resim: 5565.jpg]" /></a><br />
<a href="http://urlal.com/dqqf" target="_blank"><img class="postimage" src="http://i1003.hizliresim.com/2010/3/10/5587.jpg" border="0" alt="[Resim: 5587.jpg]" /></a><br />
<a href="http://urlal.com/dqqf" target="_blank"><img class="postimage" src="http://i1003.hizliresim.com/2010/3/10/5613.jpg" border="0" alt="[Resim: 5613.jpg]" /></a><br />
<a href="http://urlal.com/dqqf" target="_blank"><img class="postimage" src="http://i1003.hizliresim.com/2010/3/10/5624.jpg" border="0" alt="[Resim: 5624.jpg]" /></a><br />
<a href="http://urlal.com/dqqf" target="_blank"><img class="postimage" src="http://i1003.hizliresim.com/2010/3/10/5651.jpg" border="0" alt="[Resim: 5651.jpg]" /></a><br />
<a href="http://urlal.com/dqqf" target="_blank"><img class="postimage" src="http://i1003.hizliresim.com/2010/3/10/5643.jpg" border="0" alt="[Resim: 5643.jpg]" /></a><br />
<a href="http://urlal.com/dqqf" target="_blank"><img class="postimage" src="http://i1003.hizliresim.com/2010/3/10/5656.jpg" border="0" alt="[Resim: 5656.jpg]" /></a></div>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Tedailer...]]></title>
			<link>http://www.senaidemirci.biz/Tedailer</link>
			<pubDate>Wed, 10 Mar 2010 18:13:10 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.senaidemirci.biz/Tedailer</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-style: italic;"><span style="font-weight: bold;"><span style="color: #006400;"><div style="text-align: center;">TEDAİLER <br />
<br />
Ölüm; <br />
<br />
Olmasa, insanlığın bir şekilde icat edeceği olgu.<br />
<br />
Ölümün kendisi mi felaket, yoksa sonrası mı?<br />
<br />
Felaketin aslı, ölüm sonrası başa gelecekleri bilmemek mi?<br />
<br />
Aslolan bir şey var ki<br />
<br />
Hepimizin kapısını yalnızken çalıyor olması... <br />
<br />
<br />
<br />
Olacağı varsa da bulur gelir yedi dağ ardından zaten,<br />
<br />
Evet, beklemesen de onu, bulur gelir seni.<br />
<br />
Ölümü istediğimizden değil bütün bu ölüm sayıklamalarımız,<br />
<br />
Ölüm sonrasına dair hesap kitap.<br />
<br />
Yoksa ona dövünüp sonrasına vakti kısaltmak değil…<br />
<br />
<br />
<br />
Bir de neden birbirimizi öldürürüz ki;<br />
<br />
Biraz daha beklesek, zaten hepimiz bir gün öleceğiz, <br />
<br />
Çinlilerin atalarının dediği gibi… <br />
<br />
Yıldızlara ölüm yoktur haddizatında,<br />
<br />
Bir başka kıyıda doğmak vardır,<br />
<br />
Marifet ise ölümsüzlüğü yakalamak.<br />
<br />
<br />
<br />
Yapacağın hareketlerin her birinde, <br />
<br />
Ölümün dehşetini düşününce<br />
<br />
Kötü hareketten men eder ölüm<br />
<br />
Hâsıl olan da ölümsüzlük kıvamı zati…<br />
<br />
<br />
<br />
Hayatını yüksek gayelere harcayanlar, <br />
<br />
Ölmezler hiç bir zaman.<br />
<br />
Öldükten sonra yaşamak isteyen,<br />
<br />
Ölmez bir eser bırakır der İlmin Kapısı<br />
<br />
Düşmanlarını bile ağlatacak ölüm…<br />
<br />
Ölürse insan, ruhunda açılan yaradan ölür!<br />
<br />
<br />
<br />
Ve ölümü sözleriyle aralayan<br />
<br />
Mısralarımızın arasında ışıldayan<br />
<br />
Nice söz erbaplarına selamlar…<br />
<br />
…<br />
<br />
Hayatın en büyük gerçeği olan “ölüm”ü hatırlatması açısından çok hikmetli ve faydalıdır hastalıklar ve sıkıntılar. İşte böyle gaflet perdesini yırtıyor…<br />
<br />
Bir müddettir yazılarımıza muhatap olan sevgili okuyucu dostlar, ameliyata giriyorum; operasyon o kadar da mühim olmasa da bir helallik alayım, bir de azıcık müsaade isteyeyim dedim. Bir yolculuğa çıkarken, ya da hayatın öbür tarafına yaklaşılan anlarda helallik istemek gerek haddizatında... <br />
<br />
Neticede, burada gönülden geldiğince yazarken bilerek ya da bilmeyerek birilerini kırmış olabiliriz, olanlar varsa da haklarını helal etsinler. Bir kastımız, art niyetimiz yoktu katiyen, lakin kantarın topuzu kaçmış olabilir, yer yer sürçülisan etmiş de olabiliriz, affola!<br />
<br />
Zira dünya fani, birbirimizin kalbini kırmaya değmez. Dünya hayatı dediğin, “uyudun- uyanamadın” hepsi bu; ister narkozlu ameliyat masasında, isterse yumuşak döşeğinde, hiç fark etmiyor.<br />
<br />
Fakat yanlış gördüğüne de “yanlış” demek gerekiyor. Bu da, o yanlışın düzelmesi ve muhatapların ve de umumun daha iyiye gitmesi adına! Fazilet ve güzellik odur ki, bir yanlış gördüğünde onu “elinle düzeltmek”. <br />
<br />
Onun daha da aşağısı; kaleminle ya da dilinle ikaz etmek, “bu yanlıştır, bence böyle olmalı!” demek yani… Bir gazeteci olarak da bizim elimizden bu kadarı gelebiliyor zaten. En pasifi ve düşük seviyesi ise, gördüğün yanlışlıklara kalben buğz edip oturmak! Buna da bünye bir yere kadar dayanabiliyor..!<br />
<br />
Neyse, <br />
<br />
Helalleşelim, dualaşalım… Bir de kısmet olur da ömür vefa ederse, yeni ve güzel yazılarda buluşalım inşallah..!<br />
<br />
Hadi bana müsaade, kalın sağlıcakla. (10 Mart 2010) <br />
<br />
RAMAZAN KERPETEN-samanyoluhaber.com</div></span></span></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-style: italic;"><span style="font-weight: bold;"><span style="color: #006400;"><div style="text-align: center;">TEDAİLER <br />
<br />
Ölüm; <br />
<br />
Olmasa, insanlığın bir şekilde icat edeceği olgu.<br />
<br />
Ölümün kendisi mi felaket, yoksa sonrası mı?<br />
<br />
Felaketin aslı, ölüm sonrası başa gelecekleri bilmemek mi?<br />
<br />
Aslolan bir şey var ki<br />
<br />
Hepimizin kapısını yalnızken çalıyor olması... <br />
<br />
<br />
<br />
Olacağı varsa da bulur gelir yedi dağ ardından zaten,<br />
<br />
Evet, beklemesen de onu, bulur gelir seni.<br />
<br />
Ölümü istediğimizden değil bütün bu ölüm sayıklamalarımız,<br />
<br />
Ölüm sonrasına dair hesap kitap.<br />
<br />
Yoksa ona dövünüp sonrasına vakti kısaltmak değil…<br />
<br />
<br />
<br />
Bir de neden birbirimizi öldürürüz ki;<br />
<br />
Biraz daha beklesek, zaten hepimiz bir gün öleceğiz, <br />
<br />
Çinlilerin atalarının dediği gibi… <br />
<br />
Yıldızlara ölüm yoktur haddizatında,<br />
<br />
Bir başka kıyıda doğmak vardır,<br />
<br />
Marifet ise ölümsüzlüğü yakalamak.<br />
<br />
<br />
<br />
Yapacağın hareketlerin her birinde, <br />
<br />
Ölümün dehşetini düşününce<br />
<br />
Kötü hareketten men eder ölüm<br />
<br />
Hâsıl olan da ölümsüzlük kıvamı zati…<br />
<br />
<br />
<br />
Hayatını yüksek gayelere harcayanlar, <br />
<br />
Ölmezler hiç bir zaman.<br />
<br />
Öldükten sonra yaşamak isteyen,<br />
<br />
Ölmez bir eser bırakır der İlmin Kapısı<br />
<br />
Düşmanlarını bile ağlatacak ölüm…<br />
<br />
Ölürse insan, ruhunda açılan yaradan ölür!<br />
<br />
<br />
<br />
Ve ölümü sözleriyle aralayan<br />
<br />
Mısralarımızın arasında ışıldayan<br />
<br />
Nice söz erbaplarına selamlar…<br />
<br />
…<br />
<br />
Hayatın en büyük gerçeği olan “ölüm”ü hatırlatması açısından çok hikmetli ve faydalıdır hastalıklar ve sıkıntılar. İşte böyle gaflet perdesini yırtıyor…<br />
<br />
Bir müddettir yazılarımıza muhatap olan sevgili okuyucu dostlar, ameliyata giriyorum; operasyon o kadar da mühim olmasa da bir helallik alayım, bir de azıcık müsaade isteyeyim dedim. Bir yolculuğa çıkarken, ya da hayatın öbür tarafına yaklaşılan anlarda helallik istemek gerek haddizatında... <br />
<br />
Neticede, burada gönülden geldiğince yazarken bilerek ya da bilmeyerek birilerini kırmış olabiliriz, olanlar varsa da haklarını helal etsinler. Bir kastımız, art niyetimiz yoktu katiyen, lakin kantarın topuzu kaçmış olabilir, yer yer sürçülisan etmiş de olabiliriz, affola!<br />
<br />
Zira dünya fani, birbirimizin kalbini kırmaya değmez. Dünya hayatı dediğin, “uyudun- uyanamadın” hepsi bu; ister narkozlu ameliyat masasında, isterse yumuşak döşeğinde, hiç fark etmiyor.<br />
<br />
Fakat yanlış gördüğüne de “yanlış” demek gerekiyor. Bu da, o yanlışın düzelmesi ve muhatapların ve de umumun daha iyiye gitmesi adına! Fazilet ve güzellik odur ki, bir yanlış gördüğünde onu “elinle düzeltmek”. <br />
<br />
Onun daha da aşağısı; kaleminle ya da dilinle ikaz etmek, “bu yanlıştır, bence böyle olmalı!” demek yani… Bir gazeteci olarak da bizim elimizden bu kadarı gelebiliyor zaten. En pasifi ve düşük seviyesi ise, gördüğün yanlışlıklara kalben buğz edip oturmak! Buna da bünye bir yere kadar dayanabiliyor..!<br />
<br />
Neyse, <br />
<br />
Helalleşelim, dualaşalım… Bir de kısmet olur da ömür vefa ederse, yeni ve güzel yazılarda buluşalım inşallah..!<br />
<br />
Hadi bana müsaade, kalın sağlıcakla. (10 Mart 2010) <br />
<br />
RAMAZAN KERPETEN-samanyoluhaber.com</div></span></span></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Nasrettin Hoca(:]]></title>
			<link>http://www.senaidemirci.biz/Nasrettin-Hoca</link>
			<pubDate>Wed, 10 Mar 2010 18:01:13 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.senaidemirci.biz/Nasrettin-Hoca</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-style: italic;"><span style="color: #800080;">Nasrettin hoca bir gün Timura hediye olarak ayva götürmeye karar vermiş. Pazardan geçerken bir pazarcı hoca nereye gidiyorsun demiş.Hocada:<br />
---Timur hana hediye olarak ayva götürüyorum demiş.<br />
Adam<br />
---Timur ayvayı sevmez sen en iyisi ona incir götür der.<br />
Bunun üzerine hoca ayvaları bırakır incirleri doldurur.Timurun karşısına gelir.Hediyesini yani incirleri verir.Timur incirlerden birtane yiyor birtane hocanın suratına atıyormuş.Hocada şükür Yarabbi sana şükürler olsun Allah (c.c.)’ım diyormuş her incir yüzüne geldiğinde.<br />
---Timur dayanamamış sormuş ya hoca yüzüne inciri fırlatıyorum yüzünde paramparça oluyor sen kızacağın yere şükür ediyosun.Allah (c.c.)’a hamd ediyorsun.Delimisin der.<br />
Hoca bunun üzerine<br />
---Sana gelirken ayva getiriyordum ama yolda senin ayva sevmediğini söylediler bende incir aldım.Ya yüzüme attığın ayva olsaydı ben ne yapardım ozaman.İşte bunun için şükür ediyorum demiş.</span></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-style: italic;"><span style="color: #800080;">Nasrettin hoca bir gün Timura hediye olarak ayva götürmeye karar vermiş. Pazardan geçerken bir pazarcı hoca nereye gidiyorsun demiş.Hocada:<br />
---Timur hana hediye olarak ayva götürüyorum demiş.<br />
Adam<br />
---Timur ayvayı sevmez sen en iyisi ona incir götür der.<br />
Bunun üzerine hoca ayvaları bırakır incirleri doldurur.Timurun karşısına gelir.Hediyesini yani incirleri verir.Timur incirlerden birtane yiyor birtane hocanın suratına atıyormuş.Hocada şükür Yarabbi sana şükürler olsun Allah (c.c.)’ım diyormuş her incir yüzüne geldiğinde.<br />
---Timur dayanamamış sormuş ya hoca yüzüne inciri fırlatıyorum yüzünde paramparça oluyor sen kızacağın yere şükür ediyosun.Allah (c.c.)’a hamd ediyorsun.Delimisin der.<br />
Hoca bunun üzerine<br />
---Sana gelirken ayva getiriyordum ama yolda senin ayva sevmediğini söylediler bende incir aldım.Ya yüzüme attığın ayva olsaydı ben ne yapardım ozaman.İşte bunun için şükür ediyorum demiş.</span></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[onulmaz yâre...]]></title>
			<link>http://www.senaidemirci.biz/onulmaz-y%C3%A2re</link>
			<pubDate>Wed, 10 Mar 2010 13:58:14 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.senaidemirci.biz/onulmaz-y%C3%A2re</guid>
			<description><![CDATA[<div><embed type="application/x-shockwave-flash" src="http://www.dailymotion.com/swf/x8c1i5&amp;related=0" width="420px" height="336px" wmode="transparent" quality="high" allowFullScreen="true" allowScriptAccess="never" pluginspage="http://www.macromedia.com/go/getflashplayer" autoplay="false" autostart="false" /><noembed><a href="http://www.dailymotion.com/swf/x8c1i5&amp;related=0" target="_blank">http://www.dailymotion.com/swf/x8c1i5&amp;related=0</a></noembed></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><embed type="application/x-shockwave-flash" src="http://www.dailymotion.com/swf/x8c1i5&amp;related=0" width="420px" height="336px" wmode="transparent" quality="high" allowFullScreen="true" allowScriptAccess="never" pluginspage="http://www.macromedia.com/go/getflashplayer" autoplay="false" autostart="false" /><noembed><a href="http://www.dailymotion.com/swf/x8c1i5&amp;related=0" target="_blank">http://www.dailymotion.com/swf/x8c1i5&amp;related=0</a></noembed></div>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Nice güzel senelere ;Hüsün kardeşim...]]></title>
			<link>http://www.senaidemirci.biz/Nice-guzel-senelere-Husun-kardesim</link>
			<pubDate>Wed, 10 Mar 2010 10:21:16 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.senaidemirci.biz/Nice-guzel-senelere-Husun-kardesim</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-style: italic;"><span style="font-size: medium;"><span style="color: #800080;"><div style="text-align: center;"> Geçmişi mum yakıp aramak yerine,<br />
güzel bir anı olarak hatırlaman duasıyla;<br />
Yeni yaşın hayır ver güzellikler getirsin <span style="text-decoration: underline;"><span style="font-weight: bold;">hüsün kardeşim;</span></span><br />
Gelecek yıllarda da rabbime layık bir ömür süresin inşaallah...<br />
<br />
<br />
<img class="postimage" src="http://3.bp.blogspot.com/_ZQnp7sfqIJc/SWJ_8SaV7dI/AAAAAAAABf0/vTs4CirA1zE/s400/dogum-gunu-mesajlari.jpg" border="0" alt="[Resim: dogum-gunu-mesajlari.jpg&#93;" /></span></span></span></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-style: italic;"><span style="font-size: medium;"><span style="color: #800080;"><div style="text-align: center;"> Geçmişi mum yakıp aramak yerine,<br />
güzel bir anı olarak hatırlaman duasıyla;<br />
Yeni yaşın hayır ver güzellikler getirsin <span style="text-decoration: underline;"><span style="font-weight: bold;">hüsün kardeşim;</span></span><br />
Gelecek yıllarda da rabbime layık bir ömür süresin inşaallah...<br />
<br />
<br />
<img class="postimage" src="http://3.bp.blogspot.com/_ZQnp7sfqIJc/SWJ_8SaV7dI/AAAAAAAABf0/vTs4CirA1zE/s400/dogum-gunu-mesajlari.jpg" border="0" alt="[Resim: dogum-gunu-mesajlari.jpg]" /></span></span></span></div>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Ey kendisinden istekte bulunulanların en cömerdi !]]></title>
			<link>http://www.senaidemirci.biz/Ey-kendisinden-istekte-bulunulanlarin-en-comerdi</link>
			<pubDate>Tue, 09 Mar 2010 22:23:09 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.senaidemirci.biz/Ey-kendisinden-istekte-bulunulanlarin-en-comerdi</guid>
			<description><![CDATA[Gönlümü dua etme ihtiyaç ve iştiyakıyla donatan Rabb-i Rahim’e kendisine yapılan münacâtların harfleri adedince hamd ü senâ ediyor, tazarru ve niyaz âdâbını talim buyuran Rehber-i Ekmel Efendimiz’e, mübarek hanesinin seçkin fertlerine ve Ashab-ı güzînine ağzı dualı kulların nefesleri sayısınca salât ü selam gönderiyor; Şefkat Peygamberi’nin hak nezdindeki kıymetini şefaatçi edinen bir merhamet dilencisi olarak bir kere daha Cevâd ü Kerîm’in dergahına el açıyorum:<br />
<br />
Allahım nice ümit ve emellerimi gerçekleştirdin, onca beklenti ve taleplerime cevap verdin.. beni kaç kere sevdiğin ve hoşnut olduğun işlere muvaffak eyledin.. hastalıklarıma şifa lutfettin.. ve bendeni hasımlarının ellerine ve dillerine düşürmedin. Ey bu lütf u ihsanlarda bulunmasa bile, Zatı itibarıyla bütün hamd ve senâlar hakkı olan Meşkûr u Mahmud, şükürler olsun Sana. <br />
<br />
Allahım, i’tikad, söz ve amel bakımından şanına lâyık olmayan her türlü kusurdan Zatını yüce tutma ve Sana layık olan sıfatları da isbat etme adına dile getirilen sözlerin en güzelleriyle, renk renk, desen desen tesbîh ü takdîs ifadeleriyle Seni anmak istiyorum. Sırf Senin hoşnutluğunu gözeterek ve rızana ermiş bir kul olma ümidi besleyerek Seni tesbîh ü takdîs etmeyi arzuluyorum. Bu talebimi gerçekleştirmeyi nasip eyle Allahım, beni bu devletten mahrum kılma, rahmetine açılan ellerimi boş koyma. Bendeni, hatalarını itiraf edip pişmanlıkla kıvranan, herhangi bir inhiraftan sonra yeniden toparlanıp dergahına yönelen, büyük-küçük her gaflet karşısında himmet kanatlarını açıp Senin inâyetine sığınan “tevvâbîn” unvanlı kullarının arasına kat. Bu perişan kulunu bilhassa seher vakitlerinde istiğfara sarılarak Senin mağfiretini dileyen Hak erlerinin safına dahil et; beni günahlardan, ayıplardan, isyanlardan, kusurlardan ve hakka muhalefet etme tehlikelerinden arındır. <br />
<br />
Ey kendisinden istekte bulunulanların en cömerdi ve ey talepleri yerine getirenlerin en hayırlısı Yüce Rabbim!.. Bilerek ya da bilmeyerek işlediğim günahlardan dolayı beni yarlığamanı ve hususi himayene, ilahî riâyetine almanı diliyorum. Sana karşı her an kulluk şuuruyla yaşayabilmenin kapısını ve ihsan sırrını benim için aç; beni peygamberlerin, sıddîkların, şehitlerin ve sâir sâlih kulların yoluna hidayet eyle.<br />
<br />
Efendiler Efendisi’ne, O’nun nezih aile fertlerine ve seçkin arkadaşlarına salât ü selam ederek bunları Senden dileniyorum, Rabbim!]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Gönlümü dua etme ihtiyaç ve iştiyakıyla donatan Rabb-i Rahim’e kendisine yapılan münacâtların harfleri adedince hamd ü senâ ediyor, tazarru ve niyaz âdâbını talim buyuran Rehber-i Ekmel Efendimiz’e, mübarek hanesinin seçkin fertlerine ve Ashab-ı güzînine ağzı dualı kulların nefesleri sayısınca salât ü selam gönderiyor; Şefkat Peygamberi’nin hak nezdindeki kıymetini şefaatçi edinen bir merhamet dilencisi olarak bir kere daha Cevâd ü Kerîm’in dergahına el açıyorum:<br />
<br />
Allahım nice ümit ve emellerimi gerçekleştirdin, onca beklenti ve taleplerime cevap verdin.. beni kaç kere sevdiğin ve hoşnut olduğun işlere muvaffak eyledin.. hastalıklarıma şifa lutfettin.. ve bendeni hasımlarının ellerine ve dillerine düşürmedin. Ey bu lütf u ihsanlarda bulunmasa bile, Zatı itibarıyla bütün hamd ve senâlar hakkı olan Meşkûr u Mahmud, şükürler olsun Sana. <br />
<br />
Allahım, i’tikad, söz ve amel bakımından şanına lâyık olmayan her türlü kusurdan Zatını yüce tutma ve Sana layık olan sıfatları da isbat etme adına dile getirilen sözlerin en güzelleriyle, renk renk, desen desen tesbîh ü takdîs ifadeleriyle Seni anmak istiyorum. Sırf Senin hoşnutluğunu gözeterek ve rızana ermiş bir kul olma ümidi besleyerek Seni tesbîh ü takdîs etmeyi arzuluyorum. Bu talebimi gerçekleştirmeyi nasip eyle Allahım, beni bu devletten mahrum kılma, rahmetine açılan ellerimi boş koyma. Bendeni, hatalarını itiraf edip pişmanlıkla kıvranan, herhangi bir inhiraftan sonra yeniden toparlanıp dergahına yönelen, büyük-küçük her gaflet karşısında himmet kanatlarını açıp Senin inâyetine sığınan “tevvâbîn” unvanlı kullarının arasına kat. Bu perişan kulunu bilhassa seher vakitlerinde istiğfara sarılarak Senin mağfiretini dileyen Hak erlerinin safına dahil et; beni günahlardan, ayıplardan, isyanlardan, kusurlardan ve hakka muhalefet etme tehlikelerinden arındır. <br />
<br />
Ey kendisinden istekte bulunulanların en cömerdi ve ey talepleri yerine getirenlerin en hayırlısı Yüce Rabbim!.. Bilerek ya da bilmeyerek işlediğim günahlardan dolayı beni yarlığamanı ve hususi himayene, ilahî riâyetine almanı diliyorum. Sana karşı her an kulluk şuuruyla yaşayabilmenin kapısını ve ihsan sırrını benim için aç; beni peygamberlerin, sıddîkların, şehitlerin ve sâir sâlih kulların yoluna hidayet eyle.<br />
<br />
Efendiler Efendisi’ne, O’nun nezih aile fertlerine ve seçkin arkadaşlarına salât ü selam ederek bunları Senden dileniyorum, Rabbim!]]></content:encoded>
		</item>
	</channel>
</rss>