Senai Demirci Fan Sitesi

Tam Görünüm: Peygamber Efendimiz'in Şakalarından
Şu Anda Hafifleştirilmiş Görüntüleme Modundasınız. Tam Görünüm Modu için, Buraya Tıklayın

Aykırı/ğı

Bir gün Alemlerin Peygamberi , İki Cihan Güneşi Efendimiz, Hz Ali(ra) ile beraber hurma yiyordur.Hz Ali(ra) yediği hurmaların çekirdeklerini Peygamber Efendimiz(sav) ın önüne koyar.Hurmalar bittiğinde edeb ile Peygamber efendimize seslenir;

--Ey Allahın Rasulü, ne kadar hurma yediniz..

Peygamber Efendimiz(sav) cevaplar;

--Eğer hurma çekirdeklerine bakacak olursak sen hurmaları çekirdekleriyle beraber yemişsin.Çünkü önün bomboş.


Bir gün adamın biri Peygamber (sav) Efendimizin huzuruna geldi ve kendisinden bir binek hayvanı istedi.
"Peygamberimiz (sav) ona, Peki, sana bir dişi deve yavrusu vereyim mi? diye takıldı.
"Adamcağız, Yâ Resulallah, ben sizden bir binek istiyorum, dişi deve yavrusunu ne yapayım?"
"Peygamber (sav) Efendimiz gülerek:
"Bütün develer dişi deve yavrusu değil midir? buyurdu."
Peygamberimiz (sav)in dadısı ve Zeyd bin Hârisenin hanımı Ümmü Eymen, bir gün Peygamber (sav) Efendimize gelir ve onu evine davet eder:
"Yâ Resulallah, beyim sizi davet ediyor."
"O da kim, hani şu gözlerinde beyazlık olan adam mı?"
"Beyimin gözlerinde beyazlık yok yâ Resulallah!"
"Evet, gözlerinde beyazlık var."
"Vallahi yok yâ Resulallah."
"Hiçbir insan yoktur ki, gözlerinde beyazlık bulunmasın

Aykırı/ğı

Peygamberimiz aile içinde mükemmel bir eş, şefkatli ve sevimli bir babaydı. Zaman zaman eşleriyle de şaka yapar, onlarla olan samimiyetini geliştirirdi.

Hazret-i Âişe genç ve zeki bir hanım olduğu için Peygamberimiz ona ayrı bir ilgi gösterirdi.

Hazret-i Âişe anlatıyor:

"Ben zayıf, ince belli genç bir hanımdım. Bir seferde Peygamberimizle birlikte bir yolculuğa çıktım. Peygamberimiz bir yerde Sahabîlere:

"Siz ilerleyin" dedi. Onlar gidince ikimiz arkada yalnız başına kaldık. Bana:

"Gel seninle yarışalım" dedi ve koşmaya başladık. Ben kendisini geçtim.

"Aradan birkaç yıl geçmişti. Yine onunla birlikte bir yolculukta iken bir yerde Sahabîlere:

"Siz ilerleyin" dedi ve ikimiz yalnız kaldık.

"Gel yarışalım" dedi. O zamanlar ben kilo almıştım. Önceki yarışmayı da unutmuştum. Koşmaya başladık. Fakat bu sefer de o beni geçti. Gülümseyerek:

"Bu defaki benim seni geçişim, o gün beni geçişine bedel olsun buyurdu."
Çok güzel.. paylaşım için teşekkürler:=)
Bir gün Alemlerin Peygamberi , İki Cihan Güneşi Efendimiz, Hz Ali(ra) ile beraber hurma yiyordur.Hz Ali(ra) yediği hurmaların çekirdeklerini Peygamber Efendimiz(sav) ın önüne koyar.Hurmalar bittiğinde edeb ile Peygamber efendimize seslenir;

--Ey Allahın Rasulü, ne kadar hurma yediniz..

Peygamber Efendimiz(sav) cevaplar;

--Eğer hurma çekirdeklerine bakacak olursak sen hurmaları çekirdekleriyle beraber yemişsin.Çünkü önün bomboş.

bu şakayı çok seviyorum..
Herşeyiyle ders alıyoruz...şakalarında bile ayrı bir güzellik var..sağol elif..Smile
Efendimizin zamanında şaka deyince benim aklıma ensardan olan Nuayman gelir
o kadar komik ki ilk duyduğumda çok gülmüştüm anlatmak isterdim ama hangisini Efendimizi çok severmiş O'da onu.Efendimiz onu görünce hemen tebessüm edermiş hani bazı insanlar vardır görmemiz bile bizi güldürür öyle biriymiş Hz. Nuayman
Sahâbe'den Nüeyman el-Ensarî (r.a) şakacı bir kimseydi. Medine'ye tâze meyve ve süt gelince hemen onlardan alıp Rasûlüllah'a getirerek "Ey Allahın Rasûlü, bunu senin için satın aldım ve sana hediye ettim" derdi. Birkaç gün sonra malın sahibi Nüeyman'dan malının bedelini istediği zaman, o kişiyi Resûlüllah'a getirip: "Ey Allah'ın Resûlü, şu adamcağızın mallarının bedelini versene" derdi. Rasûlüllah da "Ey Nüeyman, sen onu bize hediye etmedin mi?" diye sorduklarında, Nüeyman: "Ya Rasûlüllah, alırken onun parası yanımda yoktu. Senin de ondan yemeni istiyordum, onun için alıp getirdim" deyince, Rasûlüllah güler ve parasını verirdi...
Nuayman'ın Suveybit'le Şakalaşması

Ümmü Seleme anlatıyor:

''Ebu Bekir ticaret maksadıyla Nuayman ve Suveybit'le birlikte Busra yolculuğuna çıktı.-Her ikisi de Bedir Savaşı'na katılmıştı.Suveybit kervanın yiyecek işlerine bakıyordu.Bir gün Nuayman ondan yemek isteyince:

--''Ebu Bekir gelinceye kadar vermem.''dedi.Çok şakacı ve güldürücü olan Nuayman da kalkıp bir başka kervanın yanına gitti.Kervana:

--''Benim genç,güçlü bir arap kölem var,satın alır mısınız?'' dedi.Kervan:
''Alırız'' deyince,Nuayman:

--''Fakat çok gevezedir,olabilir ki, size:''Ben köle değilim'' der.Eğer bundan dolayı satın almazsanız,şimdiden söyleyin de bana karşı şımarıklığı artmasın''. dedi.

--''Hayır biz alırız,'' dediler ve Nuayman'a en genç dişi deve vererek onu satın aldılar.Nuayman'da develeri önüne katıp getirdi ve Suveybit'i göstererek:

--''İşte benim kölem budur,'' dedi.Suveybit:

--''O yalancıdır,ben hür bir insanım ,'' dediyse de, kerve-an sahipleri:

--''Senin böyle diyeceğini öğrenmiştik.''diyerek,Suveybit'in boynuna ip takıp götürdüler.Hz.Ebu Bekir gelince durumu kendisine haber verdiler.Ebu Bekir hemen arkadaşlarıyla birlikte kervanın yanına gidip,develeri geri vererek,
Suveybit'i geri aldı.Sonra Rasulullah'a durumu anlattılar.Rasulullah(s.a.v) ve ashabı bir yıl boyunca bu olaya güldüler.
NUAYMAN'IN MAHREME B.NEVFEL'E TAKILMASI

Zübeyr dedesi Abdullah bin Mus'ab'dan naklediyor:

''Medine'de Zühre oğullarından çok ihtiyar ve gözleri görmeyen Mahreme b.Nevfel adında biri vardı.yüz on beş yaşına yaklaşmıştı.Bir gün mescitte bevletmek isterken oradakiler ona bağırdılar.Neccar oğullarından Nuayman
hemen yerinden kalkıp onu mescidin bir köşesine götürüp:

--''Buraya bevlet'' dedi.adam da oraya bevletti.Fakat mescittekiler ona bağırmaya devam ettiler.Mahreme işi bitince:

--''Beni buraya kim getirdi?'' diye sordu.Ona:

--''Nuayman getirdi.''dediklerinde:

--''Allah onu kahretsin,'' dedikten sonra:

--''Eğer onu yakalarsam,şu sopamla onu öyle bir döveceğim ki,ölünceye kadar unutmayacak,'' dedi.Aradan uzun zaman geçti,Mahreme b.Nevfel olanları unutmuştu.Bir gün Hz.Osman mescidde namaz kılarken Nuayman,Mahreme'nin yanına giderek:

--''Sana Nuayman'ı göstereyim mi'' dedi.''Evet nerededir?'' deyince onu kolundan tutup Osman'ın arkasına götürerek:

--''İşte Nuayman budur,'' dedi.Mahreme her iki eliyle sopasını tutup var gücüyle Hz. Osman'ın kafasına vurarak yardı.Ona:

--''Ne yaptın böyle?Sen Emirü'l-Mü'minin'e vurdun,dediler.Bunu duyan Zühre oğulları Nuayman'dan intikam almak için toplandılar.Fakat Hz.Osman onlara:

--''Bırakın, o Bedir Savaşı'na katılanlardandır,'' dedi.
birgün rasulullaha bir misafir gelmiş, gelen misafir devesini rasulün kapısına bağlamıştır. kapıda bağlı deveyi gören nuayman, iki arkadaşını daha çağarır ve o deveyi kesip yemek için onları ikna eder, parasını öderiz sorun değil der...
velhasıl deve kesilip bir güzel yenilir. misafir evden çıkınca deveyi bulamaz. rasulullaha sorar, rasulullah da araştırır, tabi ucu yine nuaymana dayanmaktadır..
nuaymanı ararlar ama nuayman ortalarda yoktur saklanmıştır..
rasulullah nuaymanın kardeşinin evine gider, nuaymanı aradığını söyler. kardeşi bir yandan üzeri çalılarla örtülü çukuru gösterir, birtaraftan da burda yok der. rasulullah hemen çalıların yanına gider, kaldırır, çukurun içinde nuayman saklanmıştır. der ki; nuayman ssenin burda ne işin var, niye saklanıyorsun..
- ey allahın rasulü, sana benim buarada olduğumu söyleyen niye burada olduğumu söylemedi mi? diye cevap verir. rasulullah tebessüm buyurur çalıları tekrar örter ve gidip misafirine devenin parasını öder...
selamun aleyküm

Bizler olsak adamdan o devenin parasını almadan gitmeyiz. En küçük bişeyde bile 5 kuruşun hesabını yaparız, yaptığımız için de övülürüz. Ne kadar değişmiş herşey!
Peygamber efendimizin (s.a.v) bu şakalarını biliyordum. Ebru hocamız anlatmıştı.
Tekrar okumak çok güzeldi.Teşekkürler.. (:
Referans Adresler