|
Vedûd-- Gülgüzeli |
|
26-05-2009, 03:30 PM
(Bu Mesaj 01-12-2009 08:47 PM değiştirilmiştir. Değiştiren : 'ayn-sîn-kâf'.)
Mesaj: #1
|
|||
|
|||
|
Vedûd-- Gülgüzeli
Allah odur ki, bütün mahlukatın hayrını ister. Bunun için onlara ihsan eder, ikramda bulunur. Bu isim, rahim isminin manasına yakın bir mana taşımaktadır. Fakat Rahim isminin kökü olan rahmet , daima bir merhuma gerektirir, kendisine rahmet edilene izafe edilir. Bir merhumun varlığını icap ettirir. Merhum ise muhtaç ve muztar demektir. Rahim'in fiilleri, zayıf bir merhumu gerektirir. Vedud'un fiilleri ise bunu gerektirmez. Bilakis ,başlangıç yoluyla in'am , sevginin neticelerindendir.
Şanı yüce olan Allah'ın rahmetinin ve Rahim oluşunun manası, rahmet edilene hayır irade etmek ve ona kafi gelmektir.Allah'ın bir mahlukuna Rahim ismiyle tecelli ederek rahmet etmesi o'na hayır irade eylemesi ve her türlü ihtiyacına kafi gelmesi demektir. Böyle olmakla beraber , Allah biz insanlar gibi birşeyi görünce merhamete gelme durumundan yani merhamet hisleri duymaktan münezzehtir. İşte Allah'ın sevgiside böyledir. O'nun mahlukatından birini sevmesi , o'na şeref ve nimat irade etmesi, ihsanda ikramda bulunması demektir. Allah bir kulunu sevdi mi , onun için keramet ve nimet irade eyler , ona ihsan ve ikramda bulunur. Bununla beraber o, bir sevgi hissi duymaktan münezzehtir. Yaptığı ihsan ve ikramı , sonradan duyduğu bir sevgi hissinden dolayı yapmaz. Fakat sevilenle rahmet olunan hakkındaki bu sevgi ile rahmet, hissedilen bir sevgi duygusundan ve rikkat-i kalpden dolayı değil, sevgi ile rahmetin semeresinden ve faydasından dolayı yani semeresi ve faydası için istenir. Faide rahmet ile sevginin özü ve ruhudur. İşte, şanı yüce olan Allah hakkında düşünülende budur. Yoksa, rahmet ile sevgiye yakın olan değildir. Bu anlatımda da şart değildir. BİR TENBİH Allah'ın kullarından VEDUD o kimsedir ki, kendisi için istediği herşeyi başkalatı içinde ister. Kendisinin nail olmasını arzuladığı bir nimete başkalarınında nail olmasını arzular.Kendisine yapılmasını hoş görmediği bir muamelenin başkalarına da yapılmasını hoş görmez. İşte bu vasıfları kendisinde bulunduran bir insan , Allah'ın Vedud isminden nasiplenmiş demektir. Bundan daha alası , başkalarının ihtiyacını kendi ihtiyacına tercih etmektir. Başkalarının hacetinin görülmesine öncelik tanıyan insan , onların hacetini kendi hacetine tercih etmiş demektir ki , bu hal, Vedud isminden alınan hissenin zirveye ulaşmış olmasının alametidir. Nitekim bu dereceye ulaşanlardan biriside şöyle demiştir: Cehennem üstünde bir köprü olmak isterim. Ta ki halk benim üzerimden geçsinde cehennem areşinden mutazarrır olmasın, zarar görmesin!... Vedud isminde kemale ulaşmış kişinin özellikleri şunlardır: Öfke , kin, hased, maruz kaldığı eza ve cafalar, insanlara iyiylik yapmaktan ve onların saadetini kendi saadetine tercih eylemekten kendisini alıkoymaz. İnsanlardan eziyet görmüş olsa bile yine de onların iyiliğini onların selametini kendi selamet ve saadetine tercih eder. Nitekim bir harpte dişi kırıldığı ve yüzüne kanlar aktığı zaman bile Resulullah sallallhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuşlardır: '' Allahım! Sen kavmime hidayet ver.Zira onlar hakikatı bilmiyorlar, anlayamıyorlar!...'' Allah'ın resulu bu duayı, onunla savaşan ve kendisini yaralayanlar için yapmaktadır. Görüldüğü gibi , kendi kavminden olan imansızların kendisine savaş açmaları ve hayatına kasdetmeye kalkışmaları O'nu , onlar için hayır duada bulunmaktan alıkoyamamaktadır. ''Mukarrebin meleklerini geride bırakmak , Allah'a onlardan daha fazla yaklaşmış olmak istersen seni ziyaret etmeyeni sen ziyaret et. Seni mahrum bırakana sen ver. Sana zulmedeni sen affet...'' --İmam Gazâli-- Rabbim...!!! bu fakir de nasiplenmek ister vedudluğundan... |
|||
|
26-05-2009, 03:36 PM
(Bu Mesaj 26-05-2009 03:37 PM değiştirilmiştir. Değiştiren : Seyyah CK.)
Mesaj: #2
|
|||
|
|||
|
RE: Vedud-- Gülgüzeli
''Mukarrebin meleklerini geride bırakmak , Allah'a onlardan daha fazla yaklaşmış olmak istersen seni ziyaret etmeyeni sen ziyaret et. Seni mahrum bırakana sen ver. Sana zulmedeni sen affet...''
--İmam Gazâli-- Allah razı olsun kardeşim, Nöbetin hayırlı olsun, ![]() |
|||
|
26-05-2009, 03:39 PM
Mesaj: #3
|
|||
|
|||
|
RE: Vedud-- Gülgüzeli
Ecmain inşaallah... İsmine layık nöbetçi olmayı diliyorum.
|
|||
|
26-05-2009, 10:15 PM
Mesaj: #4
|
|||
|
|||
|
RE: Vedud-- Gülgüzeli
gülkardeşim nöbetin hayırlara vesile olsun inşaAllah..
ben de bu güzel esma aşıklarındanım..(: RABB'im bizi KENDİ sayesinden bir lahza dahi ayırmasın inşaAllah.. dua ile kardeşçim.. "KENDINE" değer ver ve "GÖNLÜNÜ" olgunlaştır Çünkü "SEN" bedeninle değil Ruhunla "INSANSIN" ~ İmâmı GAZÂLÎ~ |
|||
|
26-05-2009, 10:45 PM
Mesaj: #5
|
|||
|
|||
|
RE: Vedud-- Gülgüzeli
Amiin Şem'ine pervane...
Vedud olana sığınmadan gül kokmuyor gönlümüz. Al gül'e rengini veren nârdır, edeptir. Vedud olmasaydı aşkı nasıl bilecektik. Aşk'a dahil olmak duasıyla kardeşim... |
|||
|
27-05-2009, 01:45 AM
Mesaj: #6
|
|||
|
|||
|
RE: Vedud-- Gülgüzeli
Nöbetin hayırlı olsun kardeşim.Faydalandık paylaşımlarından.Devamının gelmesi Ümidiyle....
'' Yüreğim ıslaktır benim,
Kuytularda ağlamaktan. Ve hafif uçuktur rengi, Kurusun diye kaç kez güneşe asılmaktan.'' |
|||
|
04-06-2009, 12:28 PM
Mesaj: #7
|
|||
|
|||
|
RE: Vedud-- Gülgüzeli
El- Vedud, dilediği kulunu çok seven , aşkıile yanan kullarını seven , salih kullarını sevip onları rahmet ve rızasına ulaştıran ve sevilmeye en çok layık olan demektir.
Hud suresi(11), 90: ''Rabbinizden mağfiret dileyin, sonra o'na tevbe ile yönelin. Şüphesiz ki , benim rabbim Rahim ( çok merhametli)dir, Vedud'dur(mü'minleri çok sevendir).'' Buruc süresi(85) , 12-16: '' Kuşkusuz Rabbinin yakalaması serttir. Çünkü yoktan o yaratır ve tekrar o diriltir. Bununla beraber Ğafur'dur( çok bağışlayandır), Veduddur.Arşın sahibidir, yücedir.Dilediğini yapandır.'' Aşk'ı düşündüm dostlar! Dünya hayatında yaşanan , insana verdiği zevk kadar, acıyı, elemi ve ayrılığıda beraberinde yaşatan ama bezen ''ilahi aşk'' a basamak olabilen duygu selini düşündüm... Çok kısır kaldı kâînat boyutunda bu aşk tarifi.Sadece , sevmenin çok küçük bir boyutunu gördüm onda. Geceler boyu , bir festival alanına dönüşen gökyüzündeki yıldızlar ve ay , gündüzü, ışıltılı bakışlarıyla nurlandıran güneş,yeryüzünün rengârenk elbiseleri , insanı bayıltan parfümleri ve nazenin yapraklarıyla süsleyen çiçeklerin salınışı , rüzgârla dervişleşip ''hu'' diyen ağaçlar, kıyıları , bembeyaz köpüklerle döven dalgalar çok daha büyük boyutlu bir aşkın varlığını anlatıyorlardı, bana, hâl lisanlarıyla! Ve bu noktada '' ilahi aşk'' ı düşündüm dostlar. Aşk; Allah zülcelâl Hazretlerinin '' Ya Muhammed ! sen olmasan cenneti yaratmazdım, sen olmasan Cehennemi yaratmazdım, sen olmasan dünyayı yaratmazdım!'' (Usul-i hadis ve Mevzuat-ı Aliyyü'l -Kari tercemesi, Ahmet serdaroğlu,shf.99) buyurduğu , '' Habibim '' dediği , iki cihana sultan kıldığı , nev'i beşerin en üstünü Hz. Muhammed'e Rabbi tarafından bahşedilen ve yaradışın özüne işlenen cevherin adıdır! Aşk; Rabb ile kul arasındaki bağın en zirve noktasıdır. Mirac gecesi , Sidret-ül Münteha'da , kutlu yol arkadaşından ayrılan cebrail 'in '' Bir adım daha atarsam , yanarım.'' dediği nur makamının adıdır aşk! Aşk ; aklın acz içinde kıvranıp , gönüllerin kanatlanarak ötelere uçuşundaki sınırın adıdır. Aşk; Hz. Adem'in cennetten çıkarıldıktan sonra , tevbesinin kabul edilmesine sebep olan , semalarda Allah'ın adının yanında yazılan isimdeki sırdır. Sevgi, sevdiğinin her emrine buyun eğmenin adıdır. Sevgi , kulluğun en mükemmel örnekliğini şahsında sergileyen Hz. Muhammed'in Rabbi'nin her emrini hayata geçirerek '' ayaklı kur'an olma '' vasfının kazanmasının adıdır. Sevmek, vermenin namütenahi boyutu... Sevmek, beraberinde taşıdığı '' sevilmek '' duygusu ile zirveleşen ve '' sevdiğime yakışayım '' isteği ile insanı hep ilerleten '' yürek enerjisi'nin '' adıdır. Ve aşk dostlar ; dünyayı o'nu bilmek , O'nu bulmak ve O'nun için yaşamak için gelinen mekan olarak görenlerin , o engin kudret denizinde attıkları kulaçların adıdır! Ve '' aşk ''... Ve '' Aşık ''... Aşk, Cenab-ı hakkın aziz kıldığı , birçok ilahi nimetlere erme şerefine nail ettiği ve Vedud isminin tecelligâhı olan yüreğin adıdır! Aşk, Nur suresi(24) 'nin 35'inci ayetinin sırrıdır. ''... Allah dilediği kimseyi (de dileyeni de ) nuruna hidayet eder (eriştirir)...'' Aşk, Âl-i imran suresi(3) ayetinin tecelli edişidir: '' Rahmetini dilediğine tahsis eder. Allah, büyük lütuf ( ve kerem) sahibidir. Feyz bulutlarından rahmetinin oluk oluk akışının adıdır Aşk! Aşk, kalpte yakin reyhanlarının boy atışı ile kalp evinin cennet bahçesine dönüşünün adıdır! '' Beni ne yerim içine aldı ne göğüm, lakin mü'min bir kulumun kalbi beni içine alır'' buyuran yüce Allah'ın , kulunun yüreğine arz ve semavat kadar genişlikler kazandıran muştusundaki yüceliktir aşk. Aşk, muhabbetullahın enginliğinde , kudretin sonsuzluğunu kavramaya çalışan gönlün , hiçliği bilişteki sonsuzluktur. Aşk, Allah'ı gereği gibi takdir edebilmektir. Lakin o'nu takdir edebilmekten çok aciziz. Bu mana denizi öyle engindir ki ,onda azimet gemileri yüzer... Gemilerin içinde hak yolcuları barınır... Onlar için dalgaların hiç önemi yoktur.Denizin tehlikeleri onları hiç korkutmaz. Muhabbet denizinde yol alanları dalgalar yoldan alıkoymaz.Dua yüklüdür onların dudakları. Yol azıkları , tevbe ve gözyaşıdır o erlerin. Vuslat Turabi ( devamı gelecek ) |
|||
|
18-06-2009, 09:18 PM
Mesaj: #8
|
|||
|
|||
|
RE: Vedud-- Gülgüzeli
Onlar bilirler ki Allah, onları sevmekte ve korumaktadır. Onlarda Allah' ı severler...
Maide süresi (5) 54: '' ... Allah onları sever, onlarda Allah'ı severler...'' Hak yolunun yolcularının huzur ve sevgi dolu yürekleri hep duadadır. Dua; aşık gönüllerin terennümünün adıdır. Tufan esnasında Nuh alyhisselam Cenab-ı Hakk'a iltica ederek , gönülden dua etmişti: '' Ve deki: '' Rabbim! beni mübarek bir menzile indir. Sen, konuklatanların en hayırlısısın.'' ( Mu'minun süresi( 23), 29) Menzil '' hakka'l- yakin '' durağının adıdır, deniz kabarsa ne gam? Yolcuları içine alsa ne gam ? Onlara Rahman'ın cezbelerinden bir cezbe gelmiş; ellerinden tutmuş, '' doğruluk makamı denilen yere çekmiştir. Kamer süresi(54) , 55: '' Takva sahipleri cennetlerde , nur içindedirler. Güçlü padişahın huzurunda doğruluk koltuklarındadırlar..'' Pek çok makama uğranır muhabbet denizinde . Ve her bir menzil gözyaşı ile aşılır. Menzillerde konaklaya konaklaya '' vuslat'' a varılır.Ve bu noktada , ancak gözyaşları silinir; aşklar neşe içinde , hayran bir halde, ilahi nimetler sofrasında ağırlanarak , ihsanlarının karşılıklarını alır. Yunus süresi(10), 26: '' İyi iş, güzel amel yapanlara daha güzeli ve daha fazlasıyla karşılık vardır..'' Hakk' a vasıl olmak isteyen herkes , bu engin ve dalgalı denizi aşmak zorundadır. Buyolda gerekli tek şey aşktır. Aşk , bu yolculuktaki hak erinin ateşinin adıdır; her dem içini yakan , kavuran bir ateştir... Varsın yansın... Yanandan ateş esirgenir mi ? Kudret denizinde yanana aşk şerbeti sunulur ! Allah aşkı ile yananın özüne , kurbiyyet bardağı ile öyle bir şerbet akıtılır ki , içen , bir daha ona doyamaz.Nasıl doysun ki! İnsan süresi (76), 21: Rableri onlara temiz bir içecek içirmiştir.'' Rabbinin temiz içeceklerine nail olan , ona vasıl olan , o'nu bulan neden mahrum olur ki ? '' Vuslat'' son durağın adıdır! Seyr-i ilallah bitmiş; Seyr-i fillah başlamıştır artık... Zira dünya seyr-i ilallah , cennet ise seyr-i fillahtır. Bu deniz; aşk denizi , bir başka denizdir. Orada '' yok '' olmaktan korkulmaz , ''var'' olmaktan korkulur. Esas mesele ; hiçliği bilip ''yok'' olmaktır. '' Yok '' ol ki , ''var'' olabilesin. Ve selim , temiz , pak, imanlı bir kalple sevdiğine vasıl olabilesin. Ya, O, sevdi mi , neler olur biliyor musunuz? Hz. Ebu Hureyre'nin rivayetinde şöyle gelmiştir: '' Resulullah ( aleyhisselatu vesselam) buyurdular ki . Allah Teala hazretleri diyor ki : '' Kulum , hakkımda nasıl bir zan yürütürse ben öyleyimdir. O, beni zikredince ben onunla beraberim. O , beni içinden geçirirse , ben de onu içimden geçiririm. O, beni bir cemaat içersinde anarsa , ben de onu , onunkinden daha hayırlı bir cemaatte anarım. O, bana bir karış yaklaşırsa , ben ona bir arşın yaklaşırım. O , bana bir arşın yaklaşırsa i ben ona bir kulaç yaklaşırım. O, bana yürüyerek gelirse ben ona koşarak giderim.'' ( Müslim, Buhari ,Tirmizi ) Hz. Allah (cc) kulunu böyle sever, el- Vedud'dur O ! El-Vedud bir kulundan razı olup, onu sevdiğinde , Cebrail aleyhisselamı çağırır ve ona şöyle buyurur: '' Ben falan kulumu seviyorum , sen de onu sev.'' Cebrail alyhisselam onu sever. Sonra semada seslenip derki : '' Allah Teala falan kulunu seviyor, siz de onu sevin.'' Semadakiler de onu sever. Sonra onun sevgisi yerdekilerin gönüllerinde yerleşir.'' ( Müslim ) Nerede sevgiyi koklayabiliyorsanız , orada durmalısınız. Mutlaka sizi muhabbetullaha ulaştıracak bir menzilin önüne varmışsınızdır. Ölümün nicelerine korku olduğu yerde , ölümün hak erlerine vuslat oluşunu adıdır aşk! Cennetler, '' o geliyor!'' diye süslenirken, '' Refik-i Alâ'ya gidiyorum .'' deyişteki gülümsemenin adı olur aşk! Aşk, el- Vedud isminin tecellileri ile yaşayanlara , '' Cennet cennet dedikleri / Birkaç köşkle birkaç huri / İsteyene ver onları / Bana seni gerek seni '' dedirtir. Rabbimiz , bu da bizim dilekçemiz sana : Sevgini diliyoruz senden . Sevginle yaşayanlardan , sevgiyi karşılıksız sunanlardan, sevginle yoğrulanlardan eyle bizi... Sev bizi, sevdir bizi, sevindir bizi... Sevginle yaşat, sevginle öldür, sevginle dirilt bizi. Sevginle haşret bizi... |
|||
|
20-06-2009, 06:19 PM
Mesaj: #9
|
|||
|
|||
|
RE:Ya Vedud ...Seven ve Sevilen... Gülgüzeli
Ya Rabbi! Seni tarif etmektedir bütün güzel isimler
Sen güzel isimlerini aşikar etmezsen ruhum karanlıkta kalır Esma-ül Hüsna na şahit yaz beni.. ALLAH(c.c.)! Sensin Allah(c.c.) Sanadır kulluğum.. Sendedir çarem Seninledir varlığım.. Seni arar ruhum Seni anar kalbim.. Başkasına değil Sana muhtacım.. Başkasını değil Seni çağırırım.. Başkası yaratılmıştır Sen yaradansın.. Başkası devamsızdır Sen daimsin ve daim eyleyensin.. Başkaları muhtaçtır Sen ihtiyaçsızsın ihtiyaçları görensin.. Başka ilah yok Sen Allah(cc..)sin.. Sen ki eşi benzeri olmayansın.. Sen ki bütün eksiksiz sıfatların sahibisin.. Cemaline çevir yüzümü başkasına rağbet ettirme kalbimi.. (Âmin) |
|||
|
20-06-2009, 07:05 PM
Mesaj: #10
|
|||
|
|||
|
RE: Vedud-- Gülgüzeli
maşaALLAH ne güzel.
HAYYırlı olsun kardeşim.. O'nun aşkı her daim gönlümüzde diri kalması duası ile.. ''Aşk, denizi bir çömlek gibi kaynatır; aşk,dağı kum gibi ezer,eritirr....''
|
|||
|
20-06-2009, 10:40 PM
Mesaj: #11
|
|||
|
|||
| RE:Ya Vedud ... Seven ve Sevilen ... Gülgüzeli | |||
|
29-06-2009, 02:19 PM
Mesaj: #12
|
|||
|
|||
|
RE: Vedud-- Gülgüzeli
nöbetin hayırlı olsun kardeşim..
paylaşımlarını bekliyoruz.... يَا أَيُّهَا الْإِنسَانُ مَا غَرَّكَ بِرَبِّكَ الْكَرِيمِ |
|||
|
07-07-2009, 03:07 PM
Mesaj: #13
|
|||
|
|||
|
RE:Ya Vedud ...Seven ve Sevilen ...Gülgüzeli
Bir hadis-i kudsîde, “Ben gizli bir hazine idim. Bilinmeye muhabbet ettim ve mahlukatı yarattım” buyrulur. Nur Müellifi, “Muhabbet bu kâinatın bir sebeb-i vücududur” buyurmakla bu hakikate işaret eder. Yani, Cenâb-ı Hak, isimlerinin tecelli etmesini murat etmiş ve bu âlemi yaratmıştır. Muhyiddin Arabî Hazretleri, “Rahmetim gazabımı geçti” hadis-i kutsîsini şöyle tefsir ve tevil eder: “ALLAH, dileseydi bütün isimlerini tecellisiz bırakırdı. Zâtı, bütün bu tecellilerden ganidir, yani O’nun o mukaddes zâtı, hiçbir ismin tecellisine muhtaç değildir. Ama o isimler tecelli etmek ve eserlerini göstermek isterler. İşte Cenâb-ı Hak, esmâ-yı hüsnasına rahmetle nazar etmiş, onları tecellisiz bırakmamak için bu âlemi yaratmıştır.” Kendi isimlerini, idrakinden aciz olduğumuz mukaddes bir muhabbetle seven ALLAH, onların tecellisine hizmet eden şu mahlukatını da sever. İşte bu sevgi, bu merhamet Vedûd isminden gelmektedir. ALLAH her bir eserini sevmekle birlikte, bu sevgi ve merhametin odak noktası, en mükemmel eser olan insandır. Çünkü, bütün ilâhî isimlerin aynası, tecelligâhı odur. ALLAH’a inanan, ilâhî isimleri okuyan, onların tecellilerinden azamî ölçüde istifade etmeye çalışan mü’minler, ârif ve âlim zâtlar, ALLAH’ın muhabbetine daha fazla mazhar olurlar. Onların, en mümtaz vasıfları, kalplerinde ALLAH sevgisinin hâkim olmasıdır. Bir kulun kalbi, ilâhî muhabbetle ne ölçüde dolup taşarsa, ALLAH da o kulunu diğer kullarına nisbetle o kadar fazla sever. O bahtiyar kul, böylece Vedûd ismine parlak bir ayna olur. ••• Nur Külliyatından, harika bir tespit: “İnsan, kâinatın en câmi’ bir meyvesi olduğu için, kâinatı istila edecek bir muhabbet o meyvenin çekirdeği olan kalbine dercedilmiştir. İşte şöyle nihayetsiz bir muhabbete lâyık olacak, nihayetsiz bir kemâl sahibi olabilir.” Sözler Bu ism-i şerif için kaydettiğimiz mânâlardan birisi, ‘mahlukatını seven ve onların hayrını isteyen,’ şeklinde idi. Bu mânâya göre, bir kul diğer insanlara ve hatta hayvanlara ve bitkilere, rahmet nazarıyla baktığı, onları ALLAH namına sevdiği ve onlara yardım ettiği ölçüde Vedûd isminden ayrı bir feyiz alır. Prof. Dr. Alaaddin Başar |
|||
|
15-07-2009, 10:59 PM
Mesaj: #14
|
|||
|
|||
|
RE:Ya Vedud ... Seven ve Sevilen ... Gülgüzeli Vedud-- Gülgüzeli
Yâ Vedûd!
Nefsimi kudret elinde tutansın Sen. Hayrı benden fazla isteyensin Sen. Hilkatin şerefinden ayırma beni. Tut elimden sımsıkı bırakma beni. Nahif bedenime yüklemişsin yükü, dağların bile taşımaya takati yok, Sultansın lâ raybe diyor lisanım. Kuvve-i nemle mübtela kıl beni. Yüz üstü bırakma, ezdirme beni. Yâ Vedûd! Seversin bilirim beni benden çok. Acırsın bilirim gayrı sözüm yok. Hüzün kokulu gecede açtım elimi, inerken hicabımdan birkaç damla yaş, Kimsesiz ve öksüz bırakma beni Yâ Vedûd Elif gibi dimdik yaşayamadım, alfabemi yaktım inan ye olmadım. Renklerim kayboldu, yok var sadece, siyah-beyaz resmine baktım hayatın, ve öfkeme yenildim, malum doymadım. Sevenlere bıraktım tüm çiçekleri, başımda tacım olmasa ne çıkar, içtim acı şerbeti susuz çöllerde, bu sefer dikenleri ben topladım. Yâ Vedûd! Nâr-ı cehennemden mu'tezil eyle. Geceyi yaran aydınlık aşkına, karanlık dünyamı münevver eyle. Razıyım öleyim tek, göreyim seni. Varsın olsun zaman mıhlasın beni. Bir muştu beklerim ki işte Azrail, vuslata beş kala son sözüm olsun: İlâhi kapındayım ne olur al beni |
|||
|
17-07-2009, 12:19 AM
Mesaj: #15
|
|||
|
|||
|
RE: Ya Vedud ... Seven ve Sevilen ... Gülgüzeli
"O çok bağışlayandır, çok sevendir." Burûc,14
"Gerekten benim Rabb'im esirgeyendir, sevendir."Hûd,90 Vedûd'un iki anlamı vardır; 1- Seven. ALLAH peygamberleri, nebileri dostlarını ve inanan kullarını sever. 2- Sevilen. ALLAH sevilmeyi hak edendir. O, kulun bütün sevdiklerden daha üstün bir sevgiyi hak eder. ALLAH mutlak Vedûd'dur. O'nun iyilik ve ihsanı kullarına ve dostlarına kesintisiz olarak ulaşır. Kulun Rabb'inin sevgisini kazanacağı sebeplerin en büyüğü ve önemlisi ALLAH'ı çokça zietmek, O'na hamd ve sena etmek, daima O'na yönelmek, O'na dayanmak, farz ve nafile ibadetlerle O'na yaklaşmaya çalışmak, bütün söz ve fiillerde samimiyet ve içtenliği gerçekleştirmek, gizli ve açık hallerde Hz.Peygamber'e sav tabi olmaktır. "De ki: "Eğer siz ALLAH'ı seviyorsanız bana uyun; ALLAH'da sizi sevsin.."Âl-i imran,31 Bu isim Kur'an-ı kerim'de Gafur (bağışlayan) ve Rahim (merhamet eden) isimleriyle birlikte kullanılmıştır. "O çok bağışlayandır, çok sevendir." Burûc,14 "Gerekten benim Rabb'im esirgeyendir, sevendir."Hûd,90 Burada ince bir anlam ve sır bulunmaktadır. O da Yüce ALLAH tevbe eden kullarını sever ve buna karşılık günahları bağışlar. "Şüphesiz, ALLAH tevbe edenleri sever, temizlenenleri de sever." Bakara,222 YA VEDUD ! Sen sevdiğin sevdirdiğin için bakar yüzler yüzlere, Sen sevdiğin sevdirdiğin için güneş doğar günlere, Sen sevdiğin ve sevdirdiğin için baharın gelir heryere, Sen sevdiğin ve sevdirdiğin için kelamın değer dillere. |
|||
|
26-07-2009, 09:28 PM
Mesaj: #16
|
|||
|
|||
|
Ya Vedud...Seven ve Sevilen... Gülgüzeli
“Seven ve sevilen” anlamına gelen el-Vedüd ismi cemili Kur’anı kerimde iki defa geçmekte. “Rabbinize istiğfar edin. Sonra ona tevbe edin. Şüphesiz benim Rabbim çok merhametlidir, çok sevendir.” (Hud 90) “O afvedendir, çok sevendir.” (Büruc 14) Sevmeyi yaratan O, Sevdiklerimizi yaratan O. Öyle ise öküz gözü gibi her karpuz kabuğunun peşine düşmektense kimleri ne için seveceğimizi, sevgiyi yaratandan öğrenelim. Allah’a ve Rasulüne karşı düşmanlık yapan, onlara sınır çizen ve karşı kanunlar koyanlar, Allah’a ve ahirete iman edenlerin, babaları, çocukları, kardeşleri ve akrabaları dahi olsa sevemeyeceklerini bildirir. (Mücadele 22) Domuza inci gerdanlık takılmadığı gibi, gül küllüğe atılmadığı gibi Vedüd Rabbimizin bizlere lütfettiği sevgiyi de israf edip kafirler, zalimler ve soygunculara sevgi göstererek onları cesaretlendirmeyelim. İman edip ameli Salih işleyenlere sevgi vereceğini haber verir Rabbimiz (Meryem 96) İleride iman ettiği takdirde sıcacık dostumuz olacak olan düşmanlarımıza dahi kötü söz söylemememiz istenir bizden. (Mümtehine 7) |
|||
|
09-08-2009, 11:51 PM
Mesaj: #17
|
|||
|
|||
|
RE:Ya Vedud...Seven ve Sevilen... Gülgüzeli
Allah'ın seçmiş olduğu isimler göz önüne alınıp incelendiğinde görülecektir ki bu isimlerin altında nice sırlar, nice güzellikler, nice mucizeler vardır Ve anlaşılacaktır ki Rabbimizin bu isimleri kendine seçmesi boşuna değildir, hepsinin altında nice hikmetler gizlidir
İşte Allah'ın isimlerinden biri olan "VEDUD" isminin özelliğine bakıldığı vakit onun hem çok seven, hem de çok sevilen anlamına geldiğini göreceğiz Bu ismin hem etken, hem edilgen bir yapısı vardır Yani etken olarak "çok seven", edilgen olarak ta "çok sevilen" anlamlarına gelmektedir Bunun ne manaya geldiğini hiç düşündük mü? Allah'ın Vedud olması demek, onun hem çok seveceği, hem de onu çok seven birilerinin olacağı demektir Yani Rabbimiz bizleri sevdiği gibi, bizim de onu sevmemizi istemektedirYada biz O'nu sever isek O'da bizi sevecektir O esirgeyendir (Rahman), bağışlayandır (Rahim); fakat esirgenmeye, bağışlanmaya muhtaç değildir Affeder (Gafur), affedilmez; hükmeder, hüküm olunmaz; doyurur (Rezzak), doyurulmaz… Bu gibi sıfatlar hem fail hem de mef'ul için kullanılamaz Oysa kendisi için seçip beğendiği "VEDUD" isminin işte bu açılardan farklılığı vardır Allah sevgiyi kulları ile paylaşmaktadır; işte ayet-i kerime: "O onları, onlarda Onu sevmekte " dir(MAİDE 54) Evet Rabbimiz bizleri sevmekte ve bizim de onu sevmemizi istemektedir Tabi ki sevmek basit anlamıyla dil ile ikrardan ibaret değildir Müminler yaratılış gayelerine uygun yaşadıkları takdirde Allah'ın onları seveceği durumu söz konusu olur Yoksa her gün Allah'a isyan etmek, sonra kalkıp her fırsatta Allah'ı sevdiğini dil ile ikrar etmek, kendini kandırmaktan başka bir şey değildir Düşünün basit bir insana bile duyulan sevgi, eğer gerçekten pratikte değil de yalnızca söylem bazında ifade edilirse, bunun farkına varan kişi bu tavır içinde olana karşı nasıl olur acaba ? Eğer Rabbimize duyduğumuz aşk, sevgi gerçek değilse şunu iyi bileceğiz ki, Rabbimiz ile aramızdaki bağ o derece zayıf ve çürüktürVe sevdiğini söyleyip sevmemek riyakarlıktır Düşünün, bunun farkına varan bir insan bile hemen uzaklaşmakta, daha önce gösterdiği sevgiyi mahrum etmektedir O halde Allah'ın göstereceği tepki aklımızın idrak edemeyeceği kadar sert ve büyük olabilir Bizleri (müminleri) sevdiğini bildiğimiz Rabbimize karşı ne ölçüde sımsıkı bağlanır yada seversek elbetteki o ölçüde O'da bizi sevecek, tanıyacak ve zalimlere karşı zafer ihsan edecektir Allah'ı en çok sevenlerimiz şüphesiz peygamberler, peygamber içerisinde de Resulullah Efendimiz (sav)'dir diyebiliriz Efendimizin sevgisi öyle yüce bir sevgidir ki O'nu daha fazla seven Rabbimiz habibinin adını kendi adının yanına yazdırmıştır; LA İLAHE İLLAALLAH MUHAMMEDEN RESULULLAH Bir kudsi hadiste Allah-u Teala şöyle buyurmaktadır: "Ey habibim! Eğer sen olmasaydın şüphesiz ben bu kainatı yaratmazdım" İşte sevginin en son derecesi, "VEDUD" sıfatının ilk defa bu kadar yüce bir sevgiye yükselişinden bahsedebiliriz İşte sevgi, işte muhabbet, bağlılık ve Allah'a kul olmak için dünya hayatını hiçe sayıp zalimlerin karşısına dikilme, ya ben ya siz misali meydan okutan bir sevgi Allah'ı ne kadar sever veya Allah'a ne kadar yaklaşırsak; o derecede Allah'ın düşmanlarına buğz ederiz, nefretimiz son hadde ulaşır ve kafirlerden bir o kadar uzak oluruz Tabi uzak olmanın manası mekan bazında değil, düşünce ve yaşam biçimi ölçüsündedir Peki acaba Allah kimi sever? İşte bu sorunun cevabını gelin ayet-i kerimelerden öğrenelim "Allah, tevbe edenleri sever"(Bakara/ 222), "Allah, muttakileri sever"(Ali imran/76), "Allah, dengeli olanları sever"(Maide/ 42), "Allah, yolunda kurşunla kaynatılmış sağlam duvar gibi saf halinde savaşanları sever"(Saff/ 4) Allah için sevmek; bu uğurda yorulmayı, terlemeyi, bedel ödemeyi gerektirir Sen böyle Allah'ı seversen Allah'ta seni alemlere bir halife, bir sevgili kılar ki, bu herkese nasip olacak bir nimet değildir Akıl sahibi her mümin bu şuurla hareket ederek, o misyona layık olma endişesi göstermeli ve yaşamaya gayret etmelidir Ne mutlu "Allah o müminleri sever, onlarda Allah'ı severler" ayetinin muhatabı olan o müminlere Hayata iman gözlükleriyle, Vedûd penceresinden bakmak en güzel bakış olsa gerektir. |
|||
|
15-08-2009, 01:19 AM
Mesaj: #18
|
|||
|
|||
|
RE: Vedud-- Gülgüzeli
Muhabbet üzerine kurulmuş olan kâinata Vedûd penceresinden bakmak gerekir diyerek ;
O Vedûd’dur, seven ve sevilendir O Vedûd’dur, mahlûkatını sever O Vedûd’dur, kendisine muhabbet edenleri sever O Vedûd’dur, kendine teveccüh edene muhabbet eder Rahmetinin güzel meyveleriyle insanları sevdiğini gösteren Rabb-i Rahim, kullarının da kendisini sevmesini istemektedir Kul ise, güzel olanı sever, muhabbet eder Âlemlerin yaratıcısı nihayetsiz cemal ve kemal sahibi olması hasebiyle sevilmeye en lâyıktır “Onun cemalini bir dakika görmek bütün Cennet lezzetlerinden üstündür” hadisi de bunu en güzel şekilde belirtiyor Muhabbetini Ona hasrettiğin vakit, sâfi muhabbetini lâyık olduğu mercie tevcih etmiş olursun Çünkü kâinattaki dağınık bütün muhabbetlerin, Mahbub-u Ezelinin esma ve sıfatına karşı verilmiş bir muhabbet olduğunu hatırdan çıkartmamak gerekir Şayet sen o muhabbeti yerinde sarf etmez su-i istimal edersen senin hakkın merhametsiz bir muhabbettir Çünkü kâinattaki hüsün ve cemallere nefis hesabıyla baksan nefis seni yaralar, seni tanımaz, muhabbetin için seni tahkir eder Çünkü Samed aynası olan bâtın-ı kalp, sanem misal dünyevî mahbupları istemez reddeder Lâkin Cenab-ı Hak hesabına bakarsan fânilerin arkasındaki bekayı görürsün Çünkü Onun muhabbeti hiç bir şeyle kıyaslanamaz Bir muhabbet fedaisi olan Bediüzzaman Hazretleri bu hususta şöyle der: “Mahbub-u Ezelinin bir zerre muhabbeti kâinata bedel olur, kâinat Onun muhabbetinin tecellisinin bir cüz’üne bedel olamaz” Muhabbet ihtiyarî değildir, lâkin insan kendi iradesiyle ve tercihiyle o muhabbetin yüzünü birinden diğerine tercih edebilir Meselâ bir sevgilinin çirkinliğini görmekle asıl muhabbete lâyık olana yüzünü çevirebilir Bu şekilde yüzünü mecazi mahbuptan hakikî mahbuba çevirmiş olur Muhabbetin Cenab-ı Hak hesabına ve onun namına olmalı ki, huzur bulasın Çünkü Allah hesabına olmayan muhabbetin meşakkati çok, sefaları, lezzetleri, rahatları pek azdır Meselâ Leylâ ile Mecnun, Ferhat ile Şirin, Kerem ile Aslı, Tahir ile Zühre, Arzu ile Kamber dünyevî sevginin destanlaşmış öyküleridir Fâninin arkasındaki bâkiyi bulmanın imtihanıdır Mecnun çölde Leylâ’sını ararken Mevlâ’sını bulmuştu Önemli olan Leylâ’nın ardındaki Mevlâ’ya ulaşmaktır Zahirde medeniyet, özde esaret olan fâni sevgililerin sillesinden ancak seni kurtaracak olan daire-i terbiye-i İslâmiyedir Zaten insanın kalbine derç edilen muhabbet, umur-u uhrevîyeyi kazanmak ve Allah’ın zatını, isimlerini, sıfatlarını sevmek için verilmiştir |
|||
|
15-08-2009, 09:12 AM
Mesaj: #19
|
|||
|
|||
|
RE: Vedud-- Gülgüzeli
Rabbim o mübarek katından öyle bir sevgi ver ki senin muhabbetinle sana koşayım senle kalbim kansın sevgilerin en güzeline ey rabbim hayatımı sevginle yücelt efendmize olan muhabbetımı artır onun sevmesi gibi sevmek nasip et
Belki ümit beslemek sade bana düşen, ukba tüllenir inşanllah hep rahmeti sonsuzun muhabbetinden |
|||
|
16-08-2009, 11:38 PM
Mesaj: #20
|
|||
|
|||
|
RE:Ya Vedud...Seven ve Sevilen... Gülgüzeli
Meczup âşık…
Bir gün Rabia el-Adeviyye’nin (ks) karşına bir meczup çıktı ve şöyle bir nara attı: “Ey hanım! Bütün varlığımla sana bağlıyım! Seni seviyorum!” Rabia Hatun gayet sakin ve vakur bir şekilde, “Doğrudur! Ben de seni seviyorum!” dedi Bu cevap meczubun hoşuna gitti Rabia Hatun eliyle geriye işaret ederek, şöyle devam etti: “Ancak benim bir kız kardeşim var O benden daha güzel, geriden geliyor!” dedi Meczup dönüp geriye baktığında, Rabia Hatun onun yüzüne şiddetli bir tokat vurdu ve şöyle dedi: "Benden uzak ol! Seni yalancı, vefasız, sahte kahraman! Be¬ni sevdiğini iddia ediyorsun, ama dönüp başkasına bakıyor¬sun! Beni güzel bulduğunu söylüyorsun, başka güzel peşinde¬sin! Sen nerede, sevmek nerede, güzelin kıymetini bilmek ne¬rede? Defol git! Konuşunca seni irfan sahibi, dürüst, vefalı, âşık biri san¬dım Aşktaki ciddiyetini denedim, yalancı olduğunu anladım! Sende ne âriflerin temizliği var, ne de onlardan bir işaret ve mürüvvet! Hele âşıkların yolu, senin gittiğin yoldan hiç geçmez…“ Bunun üzerine meczup, deli gibi bağırmaya ve başına toprak saçmaya başladı Şöyle diyordu: "Yazık bana! Ben bir kulu sevdiğimi iddia ettim! Ondan yüz çevirince tokat yedim! Korkuyorum; Hakkı sevdiğimi iddia eder de, Ondan başkasına bakarsam hâlim ne olacak? Yiyeceğim tokadın şiddeti nasıl olacak?" Madem ki, gerçek muhabbet baki-i hakikîye yöneltilen muhabbettir, öyle ise bütün muhabbetleri topla hakikî sahibine verip fâninin sillesinden kurtul Allah’ım! Bizi dünyada Senin sevgin ve bizi Sana ve Senin emrettiğin gibi istikametli olmaya yaklaştıracak şeylerin sevgisiyle, ahirette ise rahmetin ve cemalini bize göstermekle rızıklandır Muhabbetullaha müştak bir muhabbet fedaisi olmayı nasip eyle |
|||
|
|

Ara
İletişim
Üye Listesi
Takvim





![[Resim: yolcu1.jpg]](http://img268.imageshack.us/img268/121/yolcu1.jpg)






