|
...Vahyin Işığı Altında El-Bâis' e Yolculuk... |
|
22-07-2009, 07:25 PM
(Bu Mesaj 23-07-2009 05:04 AM değiştirilmiştir. Değiştiren : SudeGül.)
Mesaj: #1
|
|||
|
|||
|
...Vahyin Işığı Altında El-Bâis' e Yolculuk...
“Belki de bu kadar az düşünmemiz bizi çıkmaza sürüklüyordur ne dersiniz?Diye bitirdiğimiz geçen yazımızı birlikte devam ettirelim inşallah”
Düşüncesiz bir hayat olur mu ey dostlar? Ya da sınırları çizilmemiş bir hayat mümkün müdür? Varlığa şahit olabilmemiz için küçücük bir et parçası olan gözümüzün çevremizde gördüklerini sınırlaması ve bunu zihin dünyamıza aktarması düşünülmeyecek bir olay mıdır? Ve ya sınırlı olanı temaşa edecek bir düşünce ovasında sınırsızca bir gezintiye çıkabilmemiz çok olağan bir şey midir? Olağan şeyler… Güneş doğudan doğar her gün değil mi? O halde batıdan doğana dek pek de düşünmeye değmez öyle mi? Ya yağmurun yağması? Denizlerden buharlaşan suların havada oluşturduğu bulutların, nem içeriğinin yoğunluğuna bağlı olarak yeryüzüne damla olarak tekrar inmesi. Yeryüzüne inen sular? O sular toprak altındaki tohumların şişip patlamasına neden olur ve böylece tohum; sıcaklık, nem vb. diğer özelliklerin bir araya gelmesiyle filizlenip toprağı parçalar değil mi? Mevsimlerin önemi var mı peki? Var değil mi ilkbahar olunca kesinlikle tohumlar filizlenmeli, yapraklar açmalı, âleme yepyeni bir yeşillik korosu hâkim olmalı öyle mi? Ay ise dünya etrafında ve güneş etrafında her gün aynı hızda dolanmalı değil mi? Yıldızlar? Onlarda bazı gece çıkar bazı gece çıkmazlar işte. Bir işe yararlar mı? Öylece izleyip bir sevgi duygusunun kollarına bırakırız kendimizi. Çevremizde onca gerçekleşen olayları tefekkür etmezsek vereceğimiz cevaplar aşağı yukarı böyle olur; ama ya tezekkür(geçmişe yönelik hatırlama), tedebbür(geleceğe yönelik düşünmek) ve bu ikilinin üstünde tefekkür ile olanları irdelersek aynı cevapları mı veririz? Cevaplar… Ey dostlar! Biliriz ki biz insanlar hiçbir zaman tam bir mükemmeliyete sahip olamadığımız için, türlü türlü yanlışların yanımızdan yöremizden eksik olmadığını gözlemleriz sürekli. Bununla birlikte Azim olan Rabbimizin biz insanlara yol gösterici olarak gönderdiği vahyi tartışılmaz gerçek yani el-Hakk olarak görürüz, biliriz. İşte kendi düşüncelerimin sapmalarına sizleri dâhil etmeden yukarıdaki sorulara “Hayat Kitabımızdan(*)” mealen cevaplar vermeye çalışalım. Önce güneş, ay ve yıldızlar ile başlayalım: Yunus suresi 6. Ayet: “Güneşi aydınlığın kaynağı ve ayı ışık yansıtıcı yapan; yılları sayısını ve hesabı(nı) bilesiniz diye ona evreler takdir eden O’dur. Bunu başka değil, mutlak hakikate (bir atıf olsun) için halk eden Allah, bilmek isteyen bir toplum için varlık ayetlerini ayrıntılı olarak açıklıyor” Nahl suresi 12. Ayet: “Ve O’dur sizin yararlanmanız için geceyi ve gündüzü, güneşi ve ayı (yasalarına) boyun eğdiren; zaten bütün yıldızlar O’nun emrine teslim olmuşlardır. İyi bilin ki bütün bunlar da aklını kullanan bir toplum için çıkarılacak dersler vardır.” Enbiya suresi 33. Ayet: “Oysaki geceyi ve gündüzü, güneşi ve ayı yaratan da O’dur;(ama yıldız ve gezegenlerin)hepsi de (kendileri için tespit edilen)bir yörüngede akıp durmaktadırlar” Ankebut suresi 61. Ayet: “Ve eğer dönüp de onlara sorsan: Gökleri ve yeri yaratan kimdir; ‘güneşle ayı emre amade kılan kimdir?’ Diye, hiç kuşkun olmasın ki ‘elbette Allah!’ diyecekler. O halde nasıl böyle savuruyorlar? Bunlar gibi onlarcasından sadece dört ayet tefekkür dünyamıza ışık tutmaya yeter diye düşünerek yağmur olayına ve tohumun dirilişine doğru yoğunlaşalım isterseniz: Vakı’a suresi 68.ve 69. Ayet: “Hiç içtiğiniz suyu düşündünüz mü? Siz mi indiriyorsunuz onu bulutlardan, yoksa BİZ miyiz indiren? İbrahim suresi 32. Ayet: “(Unutmayın ki) Allah’tır gökleri ve yeri yaratan; gökten suyu indiren ve onunla size rızık olması için ürünler çıkaran… Nahl suresi 65. Ayet: “VE (BAKIN), gökten yağmuru indirip ölümün ardından onunla toprağa can veren Allah’tır: Şüphesiz bunda da işiten bir toplum için mutlaka alınacak bir ders vardır” Hac suresi 5. Ayet :” Ey insanlık ailesi! Eğer (ölümden sonra) diriliş konusunda kuşku içindeyseniz, unutmayın ki Biz sizi(ilkin)bir tür topraktan, sonra rahim cidarına asılıp tutunan döllenmiş yumurtadan, sonra(asli unsurlardan)oluşmuş fakat(tali unsurları)henüz oluşmamış bir ceninden yarattık: bu size (menşeinizi)açıklamak için yaptığımız (bir uyarıdır). Derken, (doğmasını) dilediğimizi, belirlenmiş bir süreye kadar(annelerinin)rahimlerinde tutarız; sonra sizi bir bebek olarak dünyaya getiririz; nihayet sizler olgunluk çağına,(işte bütün bu süreçlerden geçerek)ulaşırsınız: ama içinizden kimilerine ölüm(erken yaşlarda)tattırılır, kimileri de ömrün en düşkün çağına kadar ertelenir; öyle ki, sonunda o,bilen biriyken hiçbir şey bilmez hale gelir. (Bu şuna benzer) ki; önce yeryüzünü kupkuru bir halde görürsün; fakat ona indirdiğimiz suyun ardından canlanır, kabarır ve her türden göz alıcı bitkilerle yeşerir." Yukarıda ki dört ayeti de zihnimize tutuşturup düşünce dünyamızda gezintiye çıkalım şu yaz sıcağının kavuruculuğunda. Ve gelecek yazıda cevaplara devam edelim ve yolculuğumuzu sürdürelim inşallah.Hayırlı tefekkürler…. (*)Mustafa İslamoğlu Hayat kitabı Kur’an "RABBim Sen olmasan Kimin aklına gelirim ben.." 'ibrahim tenekeci' Benim tüm istek ve arzum, bütün ibadetlerim, hayatım ve ölümüm
âlemlerin Rabbi olan Allah'a armağan olsun!(En'âm-162) |
|||
|
22-07-2009, 08:02 PM
Mesaj: #2
|
|||
|
|||
|
RE: ...vahyin ışığı altında el-Bâis' e yolculuk...
esma nöbetin hayırlı olsun kardeşim...
يَا أَيُّهَا الْإِنسَانُ مَا غَرَّكَ بِرَبِّكَ الْكَرِيمِ |
|||
|
|

Ara
İletişim
Üye Listesi
Takvim








