|
Bizi Bize Unutturma Ey RABBim |
|
18-07-2009, 07:21 PM
(Bu Mesaj 18-07-2009 08:09 PM değiştirilmiştir. Değiştiren : B-İ-Ş-R-E-V.)
Mesaj: #1
|
|||
|
|||
|
Bizi Bize Unutturma Ey RABBim
Yokluk…
Ey dost! Yüreğin bu duyguyu hiç güzel kategorisinde değerlendirdi mi? Peki, zihninde dolaşan cümleleri yüreklere hitap etmesi için allandırıp pullandırırken hiç yokluk kelimesinin geçtiği yerlerde dönüp arkana baktın mı? İlk var olduğun günü aklının kıyısından geçirdin mi? Yahut yok olduğunu dahi kimsenin bilmediği o anı hiç tahayyül ettin mi? Hani o an için diyordu ya İskender Pala: “ Ruhlara Allah-u Teâlâ Elestu bi Rabbikum dediğinde neden onca evet anlamına gelen kelime arasından belâyı seçmiştik?” Belâ… Şu dünya hayatına düşüverdiğimiz günden nefes ala geldiğimiz şu ana kadar türlü belâlara maruz kalmamış mıydık? Evimizin yanması, iflas etmemiz, fakirleşmemiz, çocuğumuzu kaybetmemiz, annemizi, eşimizi, babamızı kaybetmemiz, arabamızın çalınması, kaza yapmamız ve daha nice belâ örnekleriyle dopdolu idi değil mi bu dünya hayatı? Ama asıl büyük belâ geldiğimiz şu dünyadan ebedi âleme intikal edeceğimizi unutmamız değil miydi? Nereden gelip nereye gittiğimizi unuttuğumuz her an kendimizden ve bizi Yaratan’dan biraz daha uzaklaşmıyor muyduk? Yaratanımızdan uzaklaştıkça kendimizden uzaklaşıyor, kendimizden uzaklaştıkça da unutuluşun dipsiz kuyusuna kendi ellerimizle kendimiz düşmüyor muyduk? Bu düşüşe bir bahanemiz mi vardı yoksa? Kardeşlerimiz mi attı bu unutuluş kuyusuna bizi? Peki Yusuf kıssasının Hayat Kitabımızda neden anlatıldığını hiç düşündünüz mü ey dostlar? Unuttuk… Bir peygamber yetmedi hatırlamamız için nice peygamberler geldi rehber olarak kutlu nebiye kadar. Fahri kâinat efendimiz(s.a.s) yüreklerimizin çemberine parmağını vahiy sıcaklığında geçirene dek unutmaya devam etmedik mi? Şimdi unutmuyor muyuz peki? Hem de bal gibi unutuyoruz. Hatta o kadar ileri gidiyoruz ki unutmamızı kanıksayıp hiçbir şey olmamış gibi Müslüman kimliğimizi devam ettirmeye çalışıyoruz. Buna mukabil bizi izleyen gözleyen el-Semi-ul Basardan illa bir bela ile daha bize kendisini hatırlatmasını bekliyoruz. Unuttukça kendimize yabancılaştığımız şu dünyada kazandık sandıklarımız kaybettiklerimizin yüzde kaçına tekabül ederdi acaba? Ne diyordu Hz. Musa kavmi üzerinden tüm insanlığa -Hayat Kitabımızda- Rabbimiz mealen “Daha sonra, belki teşekkür edersiniz diye ölümünüzün ardından sizi bir daha diriltmiştik” her gün vücudumuzda gerçekleşen onca ölüp dirilmeye mukabil kaç kere teşekkür ettik Rabbimize? Kaç kere el-bâis esmasını fısıldadık ruhumuza?... El-bâis… Yüreğimiz sıkıştığı bu cendereden kaç kere esmanın sıcak kanatlarına sığınarak kurtulmaya çalıştı? Ölümümüzü ve dirilmemizi takdir eden, bizi unutmayan, bizi unutmadığını kanıtlarcasına vahyini ve tamamlayıcısı olan resulünü gönderen Rabbimize minnettarlığımızı ne zaman ve nasıl ödemeye çalıştık? Rabbimizin kendinden üflediği dalgalı bir deniz misali ruhumuzun, ancak el-bâis ve onun gibi diğer esmalarla durulduğunu hiç temaşa ettik mi? Ya yeryüzünde birbiri ardına devam eden mevsimler de diriliş ve ölümü peşi sıra takdir etmesini Rabbimizin gör dediği yerden görmeye çalıştık mı hiç? Ne kadar da az düşünüyoruz değil mi? Belki de bu kadar az düşünmemiz bizi çıkmaza doğru sürüklüyordur ne dersiniz… Bu konuda biraz düşünelim isterseniz. Devamı gelecek yazıda inşallah… "RABBim Sen olmasan Kimin aklına gelirim ben.." 'ibrahim tenekeci' Benim tüm istek ve arzum, bütün ibadetlerim, hayatım ve ölümüm
âlemlerin Rabbi olan Allah'a armağan olsun!(En'âm-162) |
|||
|
|

Ara
İletişim
Üye Listesi
Takvim







